Empresyonizm Akımı (izlenimcilik) Empresyonizm Akimi izlenimcilik

Empresyonizm Akımı (izlenimcilik)

Empresyonizmin Ortaya Çıkışı Doğuşu

Empresyonizm, sanat dünyasında ışığı, rengi ve anı merkeze alan, doğanın sürekli bir değişim içerisinde olduğunu ve bu yüzden bir zaman dilimindeki bir anın görüntüsünün bir daha aynı biçimde yakalanamayacağı düşüncesini temel alan bir akımdır. Bu sanat hareketinin Türkçe karşılığı İzlenimcilik olarak bilinir, görünümlerin anlık ve sürekli değişen yapısını vurgular, bu yüzden her bir eser, tek ve eşsiz bir anın yansımasıdır.

Bu sanatsal tarzın ismi, 19. yüzyılın Fransasında ortaya çıkmıştır. Claude Monet’nin “Impression, soleil levant” (İzlenim: Gündoğumu) adındaki eseri, Louis Leroy’un dikkatini çekmiş ve bu isim, 25 Nisan 1874 tarihinde “Charivari” dergisinde Leroy tarafından kullanılmıştır. Bu kullanım, izlenimcilik adını alarak edebiyat, görsel sanatlar ve müzikal sanatlar gibi birçok farklı alanı derinden etkilemiştir ve kendisinden sonraki sanat hareketlerine ilham kaynağı olmuştur.

Empresyonizm, sanatçılara doğadaki anlık değişimleri ve o anki duygularını, ışığın ve rengin benzersiz birleşimini tuval üzerine aktarma imkanı tanıyan bir akımdır. Bu hareket, sanatın çeşitli dallarında kendini göstererek, gelecek nesillere ve sanat akımlarına yön vermiş, yenilikçi bir bakış açısı kazandırmıştır.

Empresyonizmin Özellikleri

1. Gözlemlenen gerçekliğin ön plana çıktığı bu anlayışa göre; sanatkâr varlık âlemine dair bütün gördüklerini, kendi zihninde bıraktığı izlenimlerin çerçevesinde sanat eserine aktarır.

2. Önemli olan, dış dünyaya ait olan unsurların tam anlamıyla aslına uygun gerçekliğiyle değil sanat eserini meydana getiren ve üst seviyede bir bakış açısıyla söz konusu gözlemi yapan sanatkârın estetik dünyasına ait zevklerle süslenmiş hâlde izlenimlerini sanat eserine yansıtmasıdır.

3. Sanatkârın izlenimi söz konusu olduğunda ise aynı olay ya da tablo esere aktarılsa dahi, her sanatçı da farklı intibalar oluşacağından dolayı, sanat eserlerinde de bireysel his ve hayal dünyasının yansıtıldığı birbirinden farklı farklı ve yoruma açık eserler meydana gelmiştir. Böylelikle sanat eserinde, dış dünyaya ait gerçekliğin aslına bağlı olarak birebir yansıtılmadığı, akıldan ziyade his ve hayal dünyasının ölçüt kabul edildiği sanat eserleri verilir.

4. Şiirde de durum böyledir ve mısralara yansıtılan duygular, sanatkârın iç beninden süzülen his dünyasına ait sanatkârane söyleyişlerdir. Anlam açık açık ifade edilmez ve bazen sembollerden de faydalanan bu söyleyiş, üstü kapalı bir anlatım tutumunu benimser.

5. Amaç, şiirin sanatsal boyutuna ait üst seviyede bir oluşum olmasını, bireyin his ve hayal dünyasını aktarabilmesini ve her okuyanda kendince farklı yorumlamalara kapı açmasını sağlamaktır.

6. Bireysel izlenimlerin ön plana çıktığı bu şiir anlayışından ise toplumsal bir mesaj vermesini beklememek gerekir.

7. Empresyonist şiir, sanatkârın his ve hayâl âleminin mısralara izlenimler neticesi dökülmesi, okuyucularında kapalı bir anlatımla yansıtılan bu izlenimlerden kendince birçok yorumlara ulaştığı bir yapı sergiler.

Empresyonizmi benimseyen sanatkârlardan bazıları: Rainer Maria Rilke, Paul Verisine, Arthur Rimbaud, Ahmet Haşim

Empresyonizm Sanat Akımı Hakkında Kısaca Özet Bilgi

I9.yüzyılın sonlarında Fransa’da doğmuştur. önce resimde, sonra da edebiyatla etkisini göstermiştir. Dış dünyanın sanatçıda bıraktığı izlenimleri anlamayı amaçlamıştır. Onlara göre sanatçı, dünyayı olduğu gibi anlatamaz. Ancak hayallerle süslenmiş izlenimler yardımıyla anlatılabilir. Sembolizmin uzantısı sayabileceğimiz empreyonizm, “sanat için sanat” anlayışını benim­semiştir.

Sanatçılar, ölçü ve uyağa önem verme­miştir. Onlara göre gerçek, kişisel izlenimlere göre değişir. Bu izlenimler de göreceli, yani sanatçıdan sanatçıya değişebilen niteliktedir. Marie Rilke { Önemli yapıtları: Christop Rilke’nin Aşk ve Ölüm Şarkısı. Duino Mersiyeri..,) ve James Joyce (Önemli yapıtları : Sürgünler. Bir Delikanlının Sanatçı olarak portresi ) empresyonizm temsilcileridir.

Empresyonizm Nedir Hakkında Geniş Detaylı Bilgi

19. yüzyılın sonlarında Fransa’da ortaya çıkan, oradan diğer ülkelere yayılan, dış dünyanın sanatçıda bıraktığı izlenimleri yansıtmayı amaçlayan akıma Empresyonizm akımı (izlenimcilik) denir. Empresyonizm, önce resimde, sonra edebiyatta etkili olmuş bir akımdır. Empresyonist sanatçılar dış dünyayı olduğu gibi değil de algıladıkları biçimde anlatmayı amaçlamışlar, öznelliği benimsemişlerdir. Onlara göre, bu dünya sanatçılara heyecan ve ruhi dalgalanmalar veren bir uyarıcıdır. Sanatçının görevi, duyduğu heyecanı, ruhi dalgalanmaları dile getirmek olmalıdır.

Edebiyat eleştirmeni K. Haedens’e göre, empresyonist şiirlerde sözcükler, yepyeni biçimlerde birleşir, bir “fosfor ışığı” içinde yıkanırlar. Empresyonist şairler, şiirde biçime, kafiyeye önem vermezler. “Sanat için sanat” anlayışını benimseyerek, edebiyatın toplumsal bir görevi üstlenmesine karşı çıkarlar.

Empresyonizm, Sembolizm akımının özelliklerini taşıyan bir akım olarak değerlendirilebilir. Sembolizm akımı içinde yer alan bazı şairler, Emprosyonizmin de temsilcileri olmuşlardır. Bu akım en çok resimde etkili olmuştur. Edebiyatta geliştiği başlıca türler şiir ve tiyatrodur.

Empresyonizm Akımı izlenimcilik

Empresyonizm Akımı (izlenimcilik) PDF İndir

Empresyonizmin Önemli Sanatçıları

Arthur Rimbaud
R. Marie Rilke
Paul Verlaine

Empresyonizmin Türk Edebiyatındaki Temsilcileri:

Türk edebiyatında bütün şiirleriyle izlenimci diyebileceğimiz şairler yok sayılır. Ahmet Muhip Dranas, Cahit Sıtkı Tarancı gibi sanatçıların kimi şiirlerinde bu akımın etkileri görülür.

Empresyonizm Örnek Metinleri

OFELYA

Yıldızların uyuduğu, sessiz, kara Dalgalarda Ofelya iri bir zambak, Yüzüyor tül gibi, uzanmış sulara… Avcı borularının ezgisinde bak. Bin yıl geçti Ofelya yine üzgün Uzun sularda kefen gibi akıyor Bin yıldır, gündüz, gece deli gönlünün Hüznünü meltem yellerine döküyor Yöresinde üzgün nilüferler bazen Dağıtıyor kızcağızın uykusunu Bir kanat vuruşuyla dallar yuvadan Salıyor yıldızların altın şarkısını. (Arthur Rimbaud, Çev. Erdoğan Alkan)

GEÇMİŞ OLA
Hâtıralar, ne istersiniz benden?… Sonbahar… Durgun gökte ardıç kuşları uçuşmadalar Güneşten ölgün ve soluk bir ışık vurmada İçinde poyrazlar esen sararmış ormana. Yapayalnızdık, yürüyorduk, türlü hülyalarda, Saçlarımız ve düşüncelerimiz rüzgârda. Çevirip güzel gözlerini bana: “Hangisi? En güzel günün” diye sordu o billur sesi. Bir melek sesi kadar tatlı, o kadar derin Hafif bir gülümseyiş cevap verdi sesine öptüm ellerini, ibadet edercesine.
— Ah! İlk çiçekler! Ne güzel kokuları vardır! Ne kadar sevimli bir mırıltıları vardır! Sevilen dudaklardan çıkan ilk evet’lerin!

(Paul Verlaine‘den Çev. Orhan Veli Kanık )

Sembolizm Akımı (Simgecilik) & Ekspresyonizm Akımı (Dışavurumculuk)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir