Orta Çağ

Orta Çağ’da Siyasi Yapıların Meşruiyet Kaynağı

Orta Çağ dünyasında Asya ve Avrupa kıtasında kurulan devletlerde iktidarı ele geçiren yöneticiler devletin tanrısal bir kurum olduğunu ve kendilerinin ise Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcileri olduğunu ifade ederek meşruiyetlerinin kaynağını dine dayandırmışlardır. Ülkeyi Tanrı’nın emir ve yasaklarına uygun şekilde idare eden yöneticilerin meşruiyet kazandığı bu dönemde Germen Krallıklarındaki yapı biraz farklıdır. Bireyler arasında ekonomik farklılıkların olmadığı Germen Krallıklarında krallar halk tarafından seçilmiştir. Halk tarafından seçilen Germen kralları gelenek göreneklere uygun olarak devleti yönetmek zorunda kalmışlardır. Gelenek ve göreneklere aykırı davranan kral iktidardan uzaklaştırılmıştır. Germen Krallıklarında meşruiyetin kaynağı olarak görülen halk zamanla yerini kiliseye bırakmıştır.

Yeryüzü hâkimiyetinin Tanrı tarafından papaya verildiğini savunan kilisenin kitleler üzerindeki gücünü kullanmak isteyen Frank Kralı Clovis ve Alman İmparatoru Charlemagne (Şarlman) papanın elinden taç giyerek Roma kültürüne bağlı Hristiyan halkın ve din adamlarının desteğini alarak iktidarlarını güçlendirmişlerdir. Dönemin bir diğer güçlü devleti olan Doğu Roma İmparatorluğu gücünü Tanrı’dan alan imparatorlar tarafından yönetilmiştir. Bu dönemde İslam dünyasında da kaynağını dinden alan meşruiyet anlayışı hakimdir.

Emeviler Dönemi‘nde yöneticlerinin halife unvanını kullanması ve Abbasi halifelerinin Allah’ın yeryüzündeki temsilcileri olduklarını söylemeleri bu anlayışın bir ürünüdür. Sasanilerde hükümdarların Zerdüştlük dininin simgesi olan kutsal ateşin koruyucusu olarak kabul edilmesi, Çin Uygarlığı’nda imaparatorlara “Tanrı’nın Oğlu” unvanının verilmesi ve ilk Türk devletlerindeki kut inancı İran ve Orta Asya’da kurulan devletlerde de yöneticilerin meşruiyetlerini dine dayandırdıklarını göstermektedir.

Siyasi Yapıların Maddi Kaynakları

a. Coğrafi Yapı, Hayat ve Geçim Tarzı

Fransa, Almanya, Kuzey İtalya, Hollanda ve Belçika’yı içine alan Karolenj İmparatorluğu geniş tarım alanlarına sahip bir bölgede kurulmuştur. İmparatorluk Alp Dağları üzerindeki vadi ve geçitler yardımıyla Akdeniz dünyası ile haliç ve nehirler vasıtasıyla da Kuzey Avrupa ile bağlantı kurmuştur. Baltık Denizi’nden çıkan ringa balığı, kereste, katran, hayvansal yağlar, kürk, deri, bal, bal mumu, yün ve kehribar kuzey kavimlerinin Karolenj İmparatorluğuna taşıdıkları önemli ticari mallar arasında yer almıştır.

Orta Çağ’da coğrafi yapı devletlerin ticaret alanında gelişmesine yol açmıştır. Venedik ve Cenevizlilerin Akdeniz ticaretini ellerinde tutmaları, İngiltere’de krallık gelirlerinin büyük bölümü koyun yetiştiriciliğinden sağlamaları, Fransa’da bağcılık ve kumaş endüstrisinde kullanılan çivit otu ile stratejik bir ürün olan tuz madenine sahip olunması bu duruma örnek gösterilebilir. İran coğrafyasının avantajlarından yararlanan Sasaniler Hint Okyanusu’nda, Orta Asya’da ve Güney Rusya’da uluslararası ticarete egemen olmuşlardır. „

Bizans İmparatorluğu’nda Çin ve Hindistan’dan gelen ticari ürünlerin Avrupa’ya sevk edilmesi, Bizanslı tüccarlar sayesinde olmuştur. Çin-Bizans ticaret hattının geçtiği yollar üzerinde hüküm süren Sasanilerle yaşanan İpek ticareti rekabeti zaman zaman savaşlara yol açmıştır.  Moğol İmparatorluğu’nun merkezi konumundaki İç Asya’da iklim şartlarının tarıma uygun olmaması hayvancılık ve ticari faaliyetleri ön plana çıkarmıştır.

Orta Çağ dünyasında Soy Dayanışması

Orta Çağ devletlerinde görülen soy dayanışması önemli bir maddi güç unsuru olarak kabul edilmiştir. Halifeliği saltanat sistemine dönüştüren Emeviler önemli makamlara Arapları getirerek soy dayanışmasına dayanan devlet modeli kurmuşlardır. İslam dünyasında meşruiyetini soya dayandıran bir diğer devlet de Fâtımilerdir. Soylarını Hz.Muhammed’in kızı Hz.Fatıma’ya dayandıran bu devlette, Şiilikte var olan “Mehdi’nin Fâtımi ailesinden geleceği” inancı nedeniyle halifeler mehdi (kurtarıcı) unvanını kullanmışlardır.

Orta Çağ Avrupasında yönetimi ele geçiren hanedanlar kendi soylarından gelen insanları ayrıcalıklı bir yere koyarken onların dışında kalan toplulukları kendilerine eşit kabul etmemişlerdir. İran uygarlığında özellikle Sasaniler yönetimde soy birlikteliğine önem vermişlerdir. Babadan oğula geçen yüksek mevki ve makamlar tek bir aile içinde nesiller boyunca devam etmiştir.

Orta Çağ dünyasında silahlı güç

Orta Çağ’da kurulan devletler siyasi güçlerini güçlü ordular kurarak sağlamışlardır. Onlu sisteme göre dizayn edilen Moğol ordusu; at üzerinde ok kullanabilen, hareketli, hafif süvarilerden meydana gelmiştir. Değişik iklim ve arazi şartlarında savaşabilecek şekilde disiplinli ve iyi bir şekilde eğitilen Moğol ordusundaki askerler genellikle ok, yay, mızrak ve pala gibi silahlar kullanmışlardır.

Güçlü manevra kabiliyetine sahip olan gemileriyle istedikleri alana kolayca çıkarma yapan Vikingler sürpriz baskınlar yaparak düşmanlarını kolayca alt etmişlerdir. Silah olarak genellikle balta ve kalkan kullanan Vikingler, savaşçılıkları sayesinde İsveç, Norveç, Danimarka ve İzlanda’ya hâkim olmuşlardır. Onlu sisteme göre kurulan Sasani ordusu piyade ve süvarilerden oluşmuştur. Süvariler İran’ın soylu ailelerinden seçilmiştir. Ordu vasal devletlerin gönderdiği askerî birlikler ve savaş filleri ile güçlendirilmiştir. Bizans ordusunun asıl gücünü, eyalet birlikleri oluşturmuştur. XI. yüzyılın ikinci yarısında ise ücretli askerler ordunun aslî unsuru hâline gelmiştir. Bizans ordusunda; İngiliz, Frank, Norman, Bulgar, Gürcü, Peçenek, Kıpçak, Uz gibi ücretli askerler görev almıştır.

Orta Çağ Dünyada Devlet Yönetimi ve Güç Paylaşımı

Perslerin uyguladığı satraplık idaresi, Büyük İskender ve Roma İmparatorluğu’na örnek olmuştur. Patriciler, plebler ve köleler olmak üzere üç sınıfa ayrılan Roma’da, danışma kurulu olan senatoya, sadece soylular girebilmiştir. Senatoda görev yapan soylu sınıfa patrici, Roma’ya sonradan gelip yerleşenlere de pleb adı verilmiştir. Köleler ise işgal altındaki ülkelerden getirilen, patricilerin emrinde, evlerde ya da tarlalarda işçi olarak çalışan sınıftır.

Sasanilerde de yönetimde aristokratlar etkilidir. Danışma meclisinde Sasanilerin soya bağlı hanedan üyeleri etkin olmuştur. Sasani İmparatorluğu’ndaki siyasi meşruiyet ve idari yapı, dinî bir karakter taşımaktadır. Toplumun, toprak sahipleri ve avam halk olarak iki temel sınıfa bölündüğü Çin’de yönetim, imparatora karşı yükümlülükleri olan toprak sahiplerinin elindeydi. Avam tabakasının büyük çoğunluğu köylü, toprak sahipleri ise soylu ailelerdir.

Moğol İmparatorluğu’nda kurultay adında bir danışma meclisi vardı. Kurultaydaki görevliler liyakat esasına göre seçilmiştir. Romalıların eski gücünü kaybettiği dönemde Avrupa’da feodal siyasi yapılar ortaya çıkmıştır. Ayrıca oluşan siyasi boşluğu Katolik kilisesi ve feodal sistem doldurmuştur.

 

Tarih
Yandex.Metrica