Deneme

Reklamlar

Avrupa’da 16. yüzyılın ikinci yarısında Montaigne’in yazılarıyla ortaya çıkan deneme türü, Türk edebiyatına Tanzimat’tan sonra girmiştir ancak bu dönem yazarları makale, sohbet gibi yazı türlerinden sıyrılıp tam anlamıyla denemeye yönelememişlerdir. Denemenin gerektirdiği bireysel ve özgür tutum Servetifünun Dönemi’nde oluşmaya başlamıştır. Türk edebiyatında Cenap Şahabettin, Ahmet Rasim, Ahmet Haşim ve Yahya Kemal Beyatlı ilk deneme yazarları olarak değerlendirilebilir. Deneme türü, Cumhuriyet Dönemi’nde olgun örneklerin verilmesiyle gelişmeye başlar.

Ahmet Haşim’in Bize Göre (1928) ve Reşat Nuri’nin Anadolu Notları (1936) adlı eserleri Cumhuriyet Dönemi’nin ilk deneme kitapları arasında sayılabilir. Denemenin ilk usta ismi olarak Nurullah Ataç 1940’lı yıllarda öne çıkar. Nurullah Ataç’la aynı kuşaktan olan Suut Kemal Yetkin ve Ahmet Hamdi Tanpınar bu yılların önde gelen diğer deneme yazarlarıdır. Deneme, sonraki yıllarda gelişimini sürdürerek çok okunan bir tür niteliği kazanır. 1960-1970’li yıllarda Sabahattin Eyuboğlu, Salah Birsel, Mehmet Kaplan, Melih Cevdet Anday, Oktay Akbal, Vedat Günyol, Cemil Meriç deneme yazıları ile dikkati çeken yazarlardır. Bunlardan bir kısmı 1980 sonrasında da deneme yazmaya devam eder. Bu yazarların yanı sıra Enis Batur, Memet Fuat, Nermi Uygur ve Asım Bezirci 1980 sonrası Türk edebiyatında deneme türündeki yazılarıyla öne çıkan diğer isimlerdir.

Deneme denilince akla ilk gelen isim dünya edebiyatında Montaigne, Türk edebiyatında ise Nurullah Ataç’tır. Emin Özdemir bir yazısında, Ataç’ın hayaliyle Montaigne’in hayalinin aynı olduğunu belirtir ve şöyle der: “Nurullah Ataç, deneme türünün babası sayılan Montaigne’in kendi yazılarını oluştururken ardında koştuğu bir düşü, bir özlemi Türkçede gerçekleştirmek istemiştir.” Ataç’ın denemeleri öznel olması, konuşur gibi yazılması, bireyi ve bireyciliği savunması vb. özellikleriyle Montaigne’in denemelerine benzer.
Nurullah Ataç’ın çeşitli konularda yazdığı binden fazla deneme yazısı vardır. Ataç; duygularını, düşüncelerini ve izlenimlerini istediği gibi aktarmasına olanak sağladığı için daha çok deneme türüne yönelmiştir. Yazılarında, okuru düşünme çabasına yöneltir; bilgilendirmekten öte, sarsmak, uyandırmak ister.

Deneme metinlerinde anlatıcı, yazarın kendisidir. Yazar kendini gizlemez, tüm içtenliğiyle kendi iç dünyasını okurla paylaşır. Çünkü denemede yazar, kendi duygu, düşünce, gözlem ve izlenimlerini aktarır. Anlatım I. tekil kişi anlatımdır ancak kimi zaman yazar kendisinden söz ederken üçüncü tekil kişiyi de kullanabilir. Bu tür yazılar “ben merkezli” metinler olduğu için yazarın tavrına göre şekillenir. Bundan dolayı denemelerde öznellik ağır basar. Yazar konuyu kendi bakış açısına göre işler. Düşüncelerini açıklayıcı, tartışmacı ve söyleşmeye bağlı anlatım biçimlerinden yararlanarak tartışma, konuşma şeklinde aktarabilir. Yazar örnekleme, tanık gösterme ve alıntı yapma gibi düşünceyi geliştirme yollarından da yararlanır. Bunu kimi zaman herhangi bir amaçla seçtiği metin parçasını, alıntı biçiminde ya da aslına bağlı kalarak yapar. Doğrudan alıntılar metin içerisinde çift tırnak işareti içinde ya da kimi zaman farklı bir yazı karakteriyle verilir.

Reklamlar

Denemeler konusuna göre sınıflandırılabilir. Bunlardan en yaygın olanları şunlardır:

Klasik Deneme: Montaigne tarzı denemelerdir. Gözleme, yaşantıya dayalı bir “ben” anlatımı hâkimdir. Yazar kanıtlama, yargıda bulunma, öğretici olma gibi tutumlardan uzaktır.

Yazınsal Deneme: Edebiyatla ilgili her türlü konuda yazılır. Didaktik yönü olan dene melerdir. Kültür düzeyi yüksek ve belirli bir bilgi birikimine sahip okur kitlesine seslenir.

Eleştirel Deneme: Ele alınan konu bilimsel bir bakış açısıyla, iyi ya da kötü yönleriyle, kişisel bir tavırla işlenir. Okuru düşünmeye yöneltir.

Siyasi Deneme: Politik konularda yazılan bu denemelerde toplum-siyaset ilişkisi eleştirel bir tavırla ele alınır. Konu bakımından güncel bir nitelik de taşır.

Felsefi Deneme: Felsefi kavramlar ve olgular üzerine değerlendirmeler geniş yer tutar.

Dille İlgili Deneme: Dilin kullanımı, dildeki değişim gibi konularda eleştirel bir yaklaşımla yazılan denemelerdir.

Edebiyatımızda bazı önemli deneme yazarları ve eserleri şunlardır:

SUUT KEMAL YETKİN (1903-1980), Cumhuriyet Devri Türk edebiyatının öğretici metin ve deneme türlerinde eser veren bir yazarıdır. Sanat tarihi, İslam tarihi alanlarında çalışmalar yapmış bir akademisyendir. Batı edebiyatından birçok edebî çeviri yaparak kültürümüze katkı sağlamıştır. Eleştiri ve deneme türlerinde eserler vermiştir. Sanat, estetik, resim ve İslam sanatları üzerine kitaplar yazmıştır. Açık ve içten bir üslubu vardır.

Yazarın bazı eserleri şunlardır: Şi’r-i Leyal (şiir); Edebiyat Konuşmaları, Edebiyat Üzerine, Günlerin Götürdüğü, Düş’ün Payı, Yokuşa Doğru, { nemeier (deneme)…

Nurullah Ataç: Günlerin Getirdiği, Karalama Defteri, Sözden Söze, Diyelim
Suut Kemal Yetkin: Düş’ün Payı, Yokuşa Doğru, Denemeler
Ahmet Haşim: Bize Göre, Gurebahane-i Laklakan
Refik Halit Karay: Bir Avuç Saçma, Bir İçim Su
Falih Rıfkı Atay: Eski Saat, Niçin Kurtulmamak, Çile
Ceyhun Atıf Kansu: Ya Bağımsızlık Ya Ölüm, Köy Öğretmenine Mektuplar
Küçük İskender: Şiirli Değnek
Cemil Meriç: Mağaradakiler, Bu Ülke
Özdemir Asaf: Yuvarlağın Köşeleri, Dün Yağmur Yağacak
Nurettin Topçu: Maarif Davamız, İsyan Ahlakı

 

Deneme kitaplarının birçoğu, gazete ve dergilerde yayımlanmış yazıların yazar ya da yayınevi tarafından bir araya getirilerek kitaplaştırılmasıyla oluşmuştur. Bununla birlikte, doğrudan kitap olarak düşünülmüş, farklı başlık altındaki yazılardan oluşan deneme kitapları da vardır. Mehmet Kaplan’ın “Sevgi ve İlim” adlı kitabı da daha önceden yayımlanmış yazılarının bir araya getirilmesiyle oluşturulmuştur. Mehmet Kaplan, çocukları ve gençleri yarının büyüğü ve ülkenin geleceği olarak görmüştür. Bu yüzden denemelerinde çocuk hakları ve gençlik sorunları üzerinde de durmuştur.

Denemeler sağlam bir dil, geniş bir kültür, sistemli bir düşünce yapısı ve zengin bir yaşam deneyiminin ürünüdür. Deneme yazarı için konu, amaç değil, kendi fikirlerini söyleyebilmek için bir araç konumundadır. Denemede konudan çok yazarın izlenimleri, düşünceleri ve duyguları önemlidir. Yazar, ele aldığı konuyu nasıl görüyorsa, onun kendi üzerinde bıraktığı genel izlenim neyse onu yazar.

BAŞKA BİR KAYNAK:

Belli bir konu sınırı yoktur. İnsanı ilgilendiren her şey; aşk, ölüm, yaşam, politika…denemenin konusu olabilir. Denemede kesin sonuçlara varılmaz. Kişisel duygu ve düşünceler, kanıtlanmak zorunda değildir. Yazarın uzman olması gerekmez. Denemede de diğer, düşünsel türlerde olduğu gibi amaç okurun bilgilendirilmesi, düşüncenin oku­ra aktarılmasıdır. Ancak bu yapılırken, sıcak bir yaklaşım, hoş ve eğlendirici bir hava gerekir. De­neme yazarı içten bir anlatımla, sanki karşısında biri varmış da onunla konuşuyormuş gibi yazar. Bilimsel bilgiden yararlanmakla birlikte, bunları bilimsel so­mutluktan ve nesnellikten uzaklaştırır.

Deneme; bir yazarın daha çok felsefe, ahlak, siyaset, sanat ve edebiyat alanlarında seçtiği bir konuda duygu ve düşüncelerini kendi kendisiyle konuşuyormuş ya da karşısında biri varmış gibi kaleme aldığı kısa yazılardır. Deneme türündeki yazılarda konu sınırlaması yoktur. Deneme yazarı bu genişlik içerisinde gözlemlediği veya yaşadığı olay, olgu, durum ve izlediği varlıklar ya da herhangi bir kavram ile ilgili izlenimlerini içten bir anlatımla dile getirir. Yazar, ele aldığı konu üzerinde okurun düşünmesini, kendince belli bir sonuca varmasını amaçlar.

Deneme yazarı ele aldığı konuyu kendi yaşantısından ve kendi bilgi birikiminden faydalanarak çeşitlendirir. Denemelerde gözlem, düşünce ve duygu birbirine öylesine kaynaşır ki bu yazılar okuyanda ayrı bir tesir ve zevk bırakır. Denemede ileri sürülen düşüncelerin makaledeki gibi belgelenmesi, kanıtlanması ya da kesin bir sonuca bağlanması gerekmez. Deneme; makale, eleştiri gibi diğer düşünce yazılardan bu yönüyle ayrılır.
Denemeler, belli bir kurala dayanmaz. Yazar konu seçmekte, anlatımda, üslupta serbesttir; ele aldığı konuyu istediği şekilde geliştirebilir. Cemil Meriç, “Denemenin belli bir muhtevası yok. Her edebî nevi (türü) kucaklayacak kadar geniş, rahat ve seyyal (akıcı). Kalıplaşmamış olduğu için çekici.” der.

Denemenin Kökeni Tarihçesi

Denemenin kökeni Batı edebiyatına dayanır. Tür olarak Essais (Denemeler) adlı eseri ile ilk kez Montaigne tarafından kullanıldığı kabul edilmektedir. Deneme daha sonra İngiliz yazar Bacon (Bekın) ve onun ardından gelen bazı yazarlar tarafından yaygınlaştırılmıştır. Türk Edebiyatında, deneme türünde ilk eserler Servetifünun Dönemi‘nde verilmiştir. Edebiyatımızda asıl denemeye yaklaşan yazılar Ömer Seyfettin, Ahmet Rasim, Ahmet Haşim, Yahya Kemal Beyatlı, Yakup Kadri Karaosmanoğlu gibi yazarların kaleminden II. Meşrutiyet döneminde ortaya çıkmıştır. Cumhuriyet döneminde daha da yaygınlaşan bu türde birçok yazar eser vermiştir. Özellikle 1940’lı yıllardan sonra Türk edebiyatında artık adı da “deneme” olan zengin bir deneme edebiyatı bulmak mümkündür. Yukarıdaki isimlerin yanı sıra bir çok yazarımız sanat, edebiyat, psikoloji, felsefe, din, hayat gibi konularda deneme örnekleri vermiştir.

Deneme; yazarın ispatsız, içtenlikle konuştuğu, herhangi bir bağlayıcı plana bağlı kalmadığı; insanı ve toplumu ilgilendiren her konuda yazabildiği bir türdür. Belirlenmiş bir tekniği olmayan anekdotlarla, örneklemelerle, ironi ve hicivle çekici hâle getirilmiş serbest bir yazıdır. Deneme bir konuyu tartışan, tanıtan, o konu hakkında belli bir bakış açısından insanları ikna etmeye çalışan kısa bir nesir türüdür. Yazarın kendisiyle konuşur gibi bir anlatım üslubu içerisinde bulunduğu denemeler hayat, ölüm, sanat, felsefe, edebiyat, siyaset gibi insanı ilgilendiren her konuda yazılabilir.

Denemeler, konuları ve yazılış amaçları dikkate alınarak şöyle gruplandırılabilir:
a) Kişisel duyarlılık ve dikkatleri konu alan denemeler
b) Öğretici ve eleştirel denemeler
c) Sosyal ve felsefi konularda bireysel düşünceyi ifade eden denemeler

Yazar denemede kendi duygu ve düşüncelerini hayat tecrübesi ile birleştirerek okuyucuya sunar. Okuyucuyu ikna etmeye çalışmaz. Ama düşüncelerini kendi mantığıyla destekleyerek sağlamlaştırır. Genel olarak denemelerde açıklayıcı ve tartışmacı anlatım tekniği kullanılır. Yazar denemede bazen bir kavramı açıklar, kavramla ilgili görüşleri sıralar ve o görüşleri değerlendirir. Bu görüşlerle ilgili diğer görüşleri tartışır, kendi düşüncesini ifade eder.

İçerik Bakımından Denemeler

• Konusunu Sanat ve Edebiyattan Alan Denemeler: Bu tür denemelerde resim, müzik, dil, hikâye benzeri sanat ve edebiyat ürünleri, teknikleri, yazarları, akımları, kuramları üzerinde yazarın kişisel görüş ve düşüncelerini söz konusu ettiği denemelerdir.
• Psikoloji-Felsefe Konulu Denemeler: Bu alandaki denemeleri daha çok psikoloji, felsefe, sosyoloji gibi alanlarda kendini yetiştirmiş olan ve bir kısmı akademisyenlik de yapan yazarlar yazmıştır. Dolayısıyla bu özel alanların getirmiş olduğu felsefi, psikolojik ve sosyolojik birikimin ve bakış açısının şekillendirdiği bir içerik, bu denemelerde karşımıza çıkar.
• Şehir Konulu Denemeler: Şehri konu alan yazılar aslında bütün dünya edebiyatlarında çok yaygındır. Klasik Türk edebiyatında da şehrengizler, bu tarzdaki şehir yazılarının edebiyatımızdaki ilk örneklerinden sayılabilir.
• Sosyal, Siyasi, Dinî Konulu Denemeler: Bu gruba giren denemeler, kimi zaman gündelik, kimi zaman da evrensel siyasi, sosyal ve dinî konulu denemelerdir. Bu konuda yazan yazarların bazıları bizzat bahsi geçen konularda otorite sayılan veya mesleki bir donanımla bu alanda yazanlar olmakla birlikte, bazıları ise gazetecilik mesleğine mensup olup gündelik konular bağlamında bu içerikte denemeler yazmışlardır.
• Karışık Konulu Denemeler: Gündelik hayat, kadın konusu, günlük problemler, tarih, tabiat ve benzeri farklı konuların söz konusu edildiği denemeler bu başlık altında toplanabilir.

Siz de Fikrinizi Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica