(?-1469) Şâir, yazar. Asıl adı Abdullah’tır. Mısır’dan göçerek iznik’e yerleşen bir ailenin oğludur. İyi bir öğrenim gördükten sonra Bursa’ya gelmiş, Emir Sultan’ın hizmetine girmiştir. Onun tavsiyesi ile Ankara’ya giderek Hacı Bayram-ı Velî’ye Önce devriş sonra damat olmuştur. Kadiri tarikatının Eşrefiye kolunun kurucusudur. İznik’te öldü, tekkesine gömüldü. Hayatı halk arasında menkıbeleşmiş, bu efsaneler sonradan yazıya geçirilmiştir. […]...
(1847-1912) Şâir. Gelenbe’de doğdu. Babası Hacı Hafız Mustafa Hoca’dır. Manisa’da Hâtuniye Medresesi’nde Arapça ve Farsça, özel hocalardan tarih ve matematik dersleri aldı. Manisa’da memurluk, Akhisar ve Alaşehir’de mal müdürlüğü, kaymakam vekilliği yaptı. 1897’de Fatsa Kaymakamı oldu. Çeşitli ilçelerde kaymakamlık yaptı. 1902’de siyasî suçlu olarak tutuklandı, sonra bir yıl hapse mahkûm edildi. Tahliye edildikten sonra Mısır’a […]...
(XVirinci asır) Bir halk hikayesi kahramanı ve sözü oldukça güçlü bir saz şairidir. Köklü bir eğitimi olmayan sanatçı aşıklık geleneğine bağlı kalmıştır. Hem aruz hem hece ölçüsünü kullanmıştır. Emrah, Van’ın Erciş ilçesindendir. Emrah ile Selvi Han adlı halk hikayesi bu âşığın hayâtı ve aşkı etrafında doğmuştur. Hikâyeye göre, Osmanlı-lran savaşları sırasında Van’ı kuşatan Şah Abbas’ın […]...
(Xll’nci asır) Şâir. Yüknek’lidir (SemerKant yöresinde bir köy). Eserini Emir Sipehsâlâr’a sunmuştur. Kitabın arkasına sonradan Aslan Hoca Tarkan tarafından yazılan takrizde, şâirin anadan doğma kör olduğu, bu eser sayesinde sevgi ve saygı kazandığı bildirilir. Hayatı hakkında başka bilgi yoktur. Atabetü’l-Hakayık adlı eserinin telif tarihi bilinmemekle birlikte Kutadgu Bilig’den yarım asır sonra yazıldığı tahmin ediliyor. Emir […]...
(1605-1663) Tarihçi, yazar. Örgenç’te doğdu. Hıyve Sultanı Mehmed Han’ın oğludur. Cengiz Han’ın torunlarındandır. İyi bir öğrenim gördü, Arapça ve Farsça’yı öğrendi. 1641 yılında Hıyve Hanı olarak yirmibir yıl hükümdarlık yaptı. Ölümüne kadar Buhara Özbekler’i, Safevî şahları, Kalmuk hanları ve Ruslar’la savaştı. Hıyve’de öldü. Türk milletinin tarihini şuurlu olarak öğrenmiş, şiir ile de uğraşmıştır. Çağatay Türkçesi […]...
(1772-1846) Asıl adı İbrahim’dir. Divan, tekke ve halk şiirini çok iyi bilen şair; hem hece hem aruz ölçüsüyle şiirler yazmış ama asıl başarısını heceyle yazdığı şiirlerde göstermiştir. Toplumsal yergi içerikli şiirler de yazan şair, halk şiirinin son büyük ustalarından sayılır. Gerede’nin Çağa bucağının Şahnalar (yeni adı Reşadiye) köyünde doğdu. Bayraktar Ali Ağa adlı bir çiftçinin […]...
(XIV’üncü asır) Mesnevi şâiri, yazar. Erzurumlu’dur. Anadan doğma kör olduğu için Darîradı Metanındı. Hâfıza gücü ile öğrenip kadılığa kadar yükseldi. Mısır’a gitti (1377). El-Melikü’l-Mansur Ali’nin yanında beş yıl kadar kalarak Siyer-i Nebî’sini yazdı (1388) ve Sultan Berkûk b.Enes’e ithaf etti. Haleb’e giderek Emir Çolpan adına Fütûhü’ş-şam’ı tercüme etti. Eserleri dil tarihi açısından önemlidir. Sâde Türkçe […]...
Sözcük Türleri Nelerdir? İsim ( Ad) Nedir ? İsimler, canlı, cansız, bütün varlıkları ve kavramları tek tek veya cinse cins karşılayan varlıkların ve kavramların adları olan kelimelerdir. Ağaç,su, taş, çocuk, bulut. ışık, gönül, Atatürk, Alpaslan, Yavuz, Ali, Yüksel gibi gerçekte veya tasavvurda bir varlığa ad olan kelimelere denir. Varlıkları ve kavramları tek tek karşılayan isimlere […]...
Şâir. Kadirli’de doğdu. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi (1953). Aynı fakültenin İslâm Felsefesi ve Filozofları Kürsüsü’ne asistan oldu. 1955’te doktor, 1963’de doçent, 1969’da profesörlüğe yükseldi. Hâlen aynı fakültede öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. İbrahim Agah Çubukçu, kendi sahasında yazdığı ilmî kitap ve makalelerinin yanısıra şiirle de uğraşmış; Isâm’ı, tasavvufu ve ahlâkı anlatan ilâhî şeklinde samimî ifadeler […]...
Şâir ve yazar. Konya’nın Ermenek ilçesinde doğdu. İlköğrenimini doğduğu şehirde, ortaöğrenimini Antalya’da, yükseköğrenimini de Ankara’da Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde yaptı (1948). Maliye Bakanlığı’nda çeşitli görevler yaptıktan sonra Tetkik Kurulu üyesi oldu. TBMM tarafından Sayıştay üyeliğine tâyin edildi (1967). Günümüz sanatçılarındandır. Lise öğrencisi iken şiiryaz-maya başladı. Şiirlerini önce Antalya Gazetesi, Yedigün ve Yarımay dergilerinde, sonra Çınaraltı ve […]...
Edebiyat tarihçi yazar. Karaman’da doğdu. Rıza Çelebioglu’nun oğludur. Karaman Mevlevîhânesİ son şeyhi Ebû-bekir Çelebi (= Zükür Çelebinin torunudur, ilk, orta ve lise öğrenimini İstanbul’da yaptı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı, Sanat Tarihi bölümlerini bitirdi (1961). Konya Lisesi (1965-1966) ile Konya Selçuk Eğitim Enstitüsü’nde (1965-1966) Öğretmenlik ve idarecilik; İstanbul Edebiyat Fakültesi İle Erzurum […]...
(7-1595) Dîvan ve mesnevi şâiri. Bursalı’dır. Asıl adı Mustafa’dır. Medrese Öğrenimi görmüş, devlet memurluğu, kâtiplik, kadılık ve müderrislik yapmıştır. Hikâye anlatması ile meşhur olduğu için Sultan III, Murad’ın musahibi olmuştur. Türkçe’nin yanısıra Arapça ve Farsça da bilir. Âlim bir zâttır. Şiirin yanısıra hat sanatı ile de uğraşan Cinani tarih, kasî-de ve gazel türünde şiirler, mesneviler […]...
Lofça’da doğdu. Müderrislik, kadılık, kazaskerlik, valilik, bakanlık görevlerinde bulundu. Birkaç dil bilen yazar; tarih, coğrafya, matematik gibi pek çok bilimle uğraştı. Dil bilgisi kitapları yazdı. Osmanlı Devleti’nde hukuk kurallarını dü- zenleyen Mecelle’nin yazım komisyonunda başkan olarak görev yaptı. Kısas-ı Enbiya ve Tarih-i Cevdet adlı eserleri tanınmıştır. AHMET CEVDET PAŞA HAKKINDA DETAYLI BİLGİ (1822-1895) Tarihçi, yazar. […]...
Divan şâiri. Edirne’de doğdu. Fatih Sultan Mehmed’in oğludur. Özel eğitim ve öğretim gördü. 1474’te Karaman eyâleti valisi oldu. Fatih Sultan Mehmed ölünce yerine geçen kardeşi II. Bayezİd’İn sultanlığını kabul etmeyerek ayaklan-l di. Yapılan savaşı kaybedince Mısır’a (1481), oradan da Rodos Şövalyeleri’ne sığınarak italya’ya gitti (1482). Fransa ve İtalya’da geçen onüç senelik acılarla dolu hayattan sonra […]...
(XVI’ıncı asır) Dîvan ve mesnevi şâiri. Asıl adı Abdülcelil’dir. Babası iran’dan göçerek Bursa’ya yerleşen ve Acem lakabı ile tanınan Hamîdî’dır. Bursa’da doğdu. Medrese tahsili gördü. Garip davranışları olduğu, ömrünün son yıllarında şuurunu kaybettiği tezkirelerde kayıtlıdır. Münzevî bir hayat yaşamış, Sultan II. Selim devrinde ölmüştür. Kaynaklar onun hamse yazdığını, Iran edebiyatından tercüme yaptığını yazarlar. Eserleri: Dîvan […]...
(1889-1975) Dilci, yazar. Gence’de (Azerbaycan) doğdu. Ortaokulu Se-merkant’ta (1908), liseyi de Gence’de okudu (1916). Bir müddet Kiev Yüksek Ticâret Okulu’na devam etti. Rus ihtilâli çıkınca Gence’ye döndü (1917). Azerbaycan bağımsızlık hareketine katılıp savaştı. Azerbaycan Cumhuriyeti kurulunca Baku Üniversitesi Türk Dili Bölümü’nde bir yıl okudu. Azerbaycan’ın Sovyetler Birliği orduları tarafından işgal edllmesi özerine Türkiye’ye gelip İstanbul […]...
Şâir. Burdur’da doğdu. İstanbul Erkek Öğretmen Okulu (1938) ile Gazi Eğitim Enstitü Türkçe Bölümü’nü bitirdi. Sivas, Burdur, Kıbrıs ortaokul ve lisehrinde, İzmir Eğitim Ens-titüsü’nde öğretmenlik yaptı. 1977’de emekli oldu. Günümüz şâir ve yazalarındandır. ilk şiiri Öğretmen Oku-lu’nda öğrenci iken Servet-i Fünun- Uyanış dergisinde görülür. Öğrencjliği sırasında, Ahmet Kutsi Tecer tarafından başlatılan şiirde, halk şiiri geleneğinden […]...
(1869-1949) Şâir. Edirne’ye bağlı Cezrimustafapaşa’da doğdu. İlk tahsilini İstanbul’da bir Musevî okulunda yaptı. Rüştiye’yı Gelibolu’da okudu. Mülkiye Mektebı’nde öğrenci iken bâzı olaylara karıştığı için okuldan çıkarıldı (1890). Sonra Tıbbiye’ye girdi ve 1899’da mezun oldu. 1908 yılına kadar Karantina idaresi’nde doktorluk yaptı. Maarif Nazırlığı (1918) ve Şûrayı Devlet Reisliği (1919) yaptı. Sevr Antlaşması’nı imzalayan hey’et in […]...
(1852-1887) Yazar. İstanbul’da doğdu. Fatih Rüştiyesi, Askerî İdâdl (1871) ve Harp Okulu’nu (1873) bitirdi. Sarayda Sultan Abdü-laziz’in yaveri oldu (1873-1876). Sırp Savaşı1 na (1875-1876), Rus Harbi’ne (1877-1878) ve Girit isyanının bastırılması hareketine katıldı. Önyüzbaşı rütbesinde iken askerlikten ayrıldı. İntihar ederek öldü. Kabri İstanbul’dadır. XIX’uncu asır yazarlarındandır. Tanzimat devrinin sonlarına doğru kuvvetlenmeye başlayan müsbet ilim görüşünü […]...
(1612-1640?) Fıkracı. Sultan IV. Murad devrinde yaşamış, içki yasağına karşı koymuş meşhur bir ayyaştır. Adına ve tipine pek çok fıkra bağlanmıştır. Bu fıkralarda Bekri’nin çok katı kurallara karşı çıkıp müsahamanın gereğini savunduğu görülür. Bazı fıkraları bektâşî fıkraları ile karıştırılmıştır. Fıkraları ağızdan ağıza nakledilerek günümüze kadar gelmiştir. Bu fıkralara XVII’inci asırdan itibaren yazılan lâtîfe mecmualarında rastlanır. […]...