Mecaz-ı Mürsel (Ad Aktarması)

Reklamlar

Mecaz-ı Mürsel (Ad Aktarması Düz Değişmece) 

Kısaca özetleyecek olursak, benzetme amacı olmaksızın, bir sözün kendisiyle ilgili bir başka söz yerine kullanılmasıdır. Ad aktarmasında kullanılan sözcükle kastedilen sözcük arasında çeşitli yönlerden ilişki bulunur:

* Ağaçların sararması sonbaharın geldiğini haber veriyor. (Ağaç söylenip yaprak kastedilmiş, parça – bütün ilişkisi)
* Üç tabak yedim, hâlâ doymuş değilim. (Tabak söylenip yemek kastedilmiş, iç – dış ilişkisi)
* Radyoda Barış Manço çalıyordu. (Barış Manço söylenip onun eserleri kastedilmiş, sanatçı – eser ilişkisi)
* Ankara’dan konuyla ilgili bir açıklama yapılmadı. (Ankara söylenip, hükümet kastedilmiş, yönetim – insan ilişkisi)
* Bütün mahalle sokağa dökülmüştü. (Mahalle söylenip, insanlar kastedilmiş, yer – insan ilişkisi)
* Buraya geldiğinde yüzünden düşen bin parçaydı. Yüzünden düşen bin parça söylenip üzgün olduğu kastedilmiş, neden – sonuç ilişkisi)

Kelimenin, kendi sözcük anlamı dışında bir başka kelime yerine kullanılmasıdır. Bu kullanım, çok eski zamanlardan beri bilinen mecazî ifadenin temel tekniğini meydana getirir. Mecazi ifade ise hemen bütün söz sanatlarının kaynağıdır. Söz gelimi istiare, kinaye, telmih gibi daha pek çok sanat, mecazı kullanır ama bir başka ayrıntıyı da taşır. Edebi sanatlar, transfer, eğretileme gibi adlar alan mecazın kullanımı, sanatın çatışma-çelişki-zıt anlam gibi dokularını örer.

Mecazın metafor ve transfer ile ilgisi olduğu kadar alegori ve sembol ile de ilgisi vardır. Mecaz, alegori ve sembol, bir monografi etrafında araştırılıp birbirine göre durumları açıklanabilir.

Reklamlar

Esasen teşbihin tabii bir sonucu olan mecaz ile sembol ve alegori arasında pek fark yoktur. Mecaz, tekrarlandığı zaman sembol niteliği kazanır. Her mecaz, aynı zamanda bir imaj’dır.

Bu zincirleme açıklamalar, Yeni Türk Edebiyatı’nda imge anlayışının açılımına yardımcı olacaktır. Öyleyse mecaz – teşbih, mecaz – istiare, mecaz-metafor, mecaz-telmih, mecaz-imge, mecaz-alegori vb. gibi geniş kapsamlı ve kendi adıyla sınırlı ciddi araştırmalara ihtiyaç vardır.

Yeni Türk edebiyatında örneği görülen birçok şiirdeki mecaz kullanımı, divan edebiyatının geleneğinden kuvvet almakla birlikte, farklı ayrıntılar taşır.

Muhayyer Sünbüle
Duyulan bir sünbülün şarkısı mı?
Sünbül, eski saçların anısı;
Sanırım bizim de ardımızda
Ölüm, zaman ormanının parsı (Hüsrev Hatemî)

Bu mısralar, sünbül ve ölüm kelimelerinin mecaz dokusunu eskiden farklı ayrıntılarla örüldüğüne örnek teşkil eder.

Kader ki bir siyâhî seyyahtı, onu sen,
Onu sen hoş tutmadın ey yüreğim (Hüsrev Hatemî)

beytinde kader ile siyâhî seyyah ilişkisi de mazmun anlayışını devam ettiren kullanımlara örnektir ama farklı ayrıntılar taşır.

 

Filistin ağlıyor kara gözyaşlarıyla,
Gözleri kan revan içinde, yüreğindeki sancıyla

Bu dizelerde Filistin ağlıyor derken Filistin halkı kastedilmiştir.

Aşağıdaki dizelerin hangisinden böyle bir kullanım söz konusudur?

A) Uğruna koymuşum başı bedeni Doldur tüfengini hedef et beni

B) Ölürsem yazıktır sana kanmadan Kollarım boynuna halkalanmadan

C) Sevgilim bu elden gittin gideli Ilgıt ılgıt eser sevdanın yeli

D) Tuna boylarında sıra serviler Tan yeli estikçe sessiz ağlarmış

E) Köprüden geçerken köprü yıkıldı Üç yüz atlı birden suya döküldü

ÇÖZÜM: Soru kökünde verilen dizelerde ad aktarması vardır. Seçenekler incelendiğinde E seçeneğinde “Üç yüz atlı” ifadesi görülecektir. Üç yüz atlı denerek üç yüz atlı insan kastedilmiştir. Parça – bütün ilişkisine dayalı ad aktarması yapılmıştır.

Bir Yorum

Burak için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica