Türk Tiyatrosu

Reklamlar

Türk Tiyatrosu aslında, Türklerin Asya’da yaşadıkları dönemlerin bazı törenlerinde ilkel taklit gösterileriyle başlayan tiyatrodur. Türkler’in Anadolu’yu fethetmeleri, İstanbul’u almaları ve İstanbul’u başkent yapmaları ile tiyatro sanatının gelişmesi daha da hızlanmıştır. Türk Tiyatrosunun gelişmesiyle birlikte, tiyatromuz geleneksel tiyatro ve batı etkisi altında gelişen tiyatro olarak iki ana gruba ayrılmıştır.

Tanzimat Edebiyatı ile başlayan Batı etkisindeki Türk edebiyatı tiyatrosu, Cumhuriyet’in ilk döneminde olgunlaşmış, 1950’den itibaren de evrensel nitelikte eserler vermiştir. 1960’tan itibaren dünyadaki gelişimler de takip edilerek başarılı eserler ortaya konmuştur. Haldun Taner, Turgut Özakman, Güngör Dilmen, Vasıf Öngören, Recep Bilginer, Orhan Asena, Aziz Nesin gibi birçok yazarın oyunları hem yurt içinde hem de yurt dışında büyük ilgi görmüştür.

Düzyazı türlerinde kalem oynatan birçok yazar, tiyatroya ilgi göstermiştir. Daha çok sosyal meseleler ele alınmış, yer yer bireysel konular da işlenmiştir. Özel tiyatroların kurulması ve oyunların sahnelenmesi, devletin tiyatroya desteği ve Devlet Tiyatrolarının çalışmaları, 1950’den 1980’e kadar tiyatro için verilen önemli hizmetlerdir. Bu dönemde yazar, yönetmen, oyuncu, dramaturg, eleştirmen gibi tiyatroyu güçlü kılan birçok alanda önemli gelişmeler sağlanmıştır. Yazarlar tiyatronun yeni tekniklerinden yararlanma yoluna gitmişlerdir. Bu tekniklerden biri de yansıtmacı tiyatrodur.

Yansıtmacı tiyatro, izleyicide sahnedeki olayları o anda yaşıyormuş duygusunu uyandırmaya çalışan bir tiyatro yöntemidir. Gerçeklik, çeşitli sahne faktörleriyle değiştirilerek izleyici etki altına alınır.

Reklamlar

Bu yönteme “benzetmeci tiyatro” ya da “kapalı biçim” de denir. İzleyici salonda yokmuş gibi davranılır. İzleyicinin o anda yaşanan gerçek bir olaymış gibi oyunu seyretmesi istenir. Olay, kişi ve mekân unsurları sahnede hayata benzetilerek kurulur.

Bir oyunda olayların sayıca fazla ve birbirinden kopuk olması, birden fazla ve farklı mekânın bulunması, sahnelenmesi gibi koşullar yüzünden oyunun sahneye aktarılmasında kimi zorluklar görülür. Bu durumda bir kurgu tekniği olan oyun içinde oyun tekniğinden yararlanılır. Oyunun bütününün bir oyunun içinde kurgulanmasıyla esere daha çok tiyatro özelliği kazandırılır. Bu tekniğin kullanıldığı oyunlarda her şey seyircinin gözü önünde oluşturulur. Oyunda bir anlatıcı vardır ve anlatıcı; anlatma görevini üstlenir, çeşitli rolleri oynar, oyunu yönlendirir. Bu tekniğin kullanıldığı oyunlarda anlatıcı, metin yazarının sözcülüğünü üstlenen, gizli bir yönetmen olarak algılanır.

Siz de Fikrinizi Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica