Yansıtma Teorileri

İdealar ve Yansımalar Edebiyat teorilerinin dayanak noktası, varlık ile ilgili ilk yorumların dayanak noktasına bağlı olarak gelişir. Ontolojik bakış açısına göre, insanoğlu evvela “Hayat ve varlık nedir, insan ve eşya nedir, aralarında nasıl bir alâka vardır? Niçin bu dünyadayız? Doğum ve ölüm nedir? Niçin vardır? İnsan ve kâinat ilişkisi nasıl kurulmuştur? Varlığı kim kurmuştur? Yaratıcı, Allah nasıl bir varlıktır? Başlangıç ve son nedir?” gibi sorulara cevap aramalı ondan sonra insan elinden çıkan eserlere yönelmelidir. “Tarih nedir, ilim nedir, edebiyat nedir?” gibi ......

Fenomenolojik ve Dogmatik Kuram

Fenomenolojik Kuram Teori Nedir Hakkında Kısaca Özet Bilgi Bir felsefî akım olan fenomenoloji, “duyularla algılanan şey olan fenomen” ile ilgilenir. Edmund Husserl ve Heidegger, felsefedeki akımın en önemli temsilcileridir. Fenomen, “görünen nesne” demektir. Görünenden öte bir şey aramak doğru değildir. Edebiyat, bir fenomendir. Edebiyat nasıl görünüyorsa, incelemecinin karşısına nasıl çıkıyorsa öyledir. (...) Mevcut olanın ötesini ele alma, boşluğu dövmekten başka bir şey değildir. Aynanın gerisinde, bilinen bir şey yoktur. Sanatsal farklılaşmanın  ve güzelleşmenin yansımasında  çıklayan şeyler bulunmaktadır. Yirminci asrın başında temsil ......

Yeni Türk Edebiyatının Kaynakları

Batı Etkisindeki Türk Edebiyatının Kaynakları Nelerdir ? Sanat dallarının en önemli kaynağı varoluştur, hayatın ta kendisidir. Evrendeki eşyaya ve oluşa hayranlık duyarak veya tepkiler göstererek, kabullendiğini veya reddettiğini ifade ederek ama kesinlikle var oluşun kanunlarına uyum sağlayarak şuurlu bir tercihle sanat eseri meydana getiren varlık da insandır. Yeni Türk Edebiyatı’nın kaynaklarını düşünürken “Bir edebiyatın kaynağı ne olabilir ve bunun belirlenmesi ne gibi birikimler sağlayabilir?” gibi soruların sorulmasında büyük faydalar görüyoruz. Not: Edebiyatın Kaynağı: Varoluş, Hayat, insan Türk Edebiyatı'nın Kaynağı: Türk Kültürü, İslam Kültürü,Batı Kültürü, Diğer ......

Tanzimat Öncesi Dönem Edebiyatımız

1839'a Kadar Türk Edebiyatına Kısa Bir Bakış İrfan ve zihniyet dünyamızda yenilikler olurken asrın kuvvetli divan şairleri de etkilerini sürdürüyordu. Enderunlu Vasıf, Keçecizade İzzet Molla, Leskofçalı Galip, Hersekli Arif Hikmet, Koniçalı Avni, Akif Paşa gibi şâirler bir kısım yeni hayaller taşımakla birlikte klasik divan edebiyatımızın genel özelliklerini devam ettiriyorlardı. On dokuzuncu asırda eser veren Tanzimatçı şairler, klasik şekilleri büsbütün terk etmemişlerdi. Edebiyat, sanatkârlar elinde gelişir ve okuyucusu tarafından değerlendirilir ancak, onun zenginleşip halka ulaşabilmesi ve bunun yanı sıra daha farklı yorum ve ......

Yeni Türk Edebiyatının Tarihi Gelişimi

Yeni Türk Edebiyatına  Genel Bir Bakış Türk edebiyatında, batılı edebiyatlarda görülen edebî toplulukların aynısı yoktur. Türk edebiyatı bir bütündür, onu; devir, dönem veya gruplara bölerek incelemek bir eğitim mecburiyetidir. Tanzimat’ın ilanından sonraki Türk edebiyatının başlangıcı için 3 Kasım 1839 gibi bir tarih verilmesi, siyasi boğumlanmayla kronolojik edebiyat tarihi anlayışı açısından isimlendirmenin mantığına uygun görünmektedir. Bu yüzden başlangıç dönemini ifade etmek için ekseriyetle kullanılan isimlendirme Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatı (veya Tanzimat’tan Sonraki Türk Edebiyatı)’dır. Tanzimat Edebiyatı’nın kendi içindeki gruplarına verilen isimler incelendiği zaman yaygın olarak ......

Yeni Türk Edebiyatının Oluşmasının Temelleri

Yeni Türk Edebiyatının Oluşmasının Temelleri Her asrın edebî özellikleri eser, devir ve cemiyet ilişkileri farklıdır ve tıpkı sanat eserinin orijini gibi eserin oluştuğu zemin de özgün bir (tarihî, siyasi, sosyal...) ortamdır. Bu düşünceyi reddetmemekle birlikte 19 ve 20. asırların özel bir benzerliği vardır. Bu asırlardaki bazı olaylar, bir kısım sosyal girişimlerin başlangıç aşamasında yaşanması bakımından bir benzerlik, bazı noktalarda bir tekrar özelliği gösterir. Tanzimat’tan ve Cumhuriyet’ten sonraki tercüme hareketleri alaturka ve alafranga ölçütleri eski ile yeninin bir arada yaşaması zaman zaman ......

İran Edebiyatı

İran (Fars) Edebiyatı Tarihi Şiir ve Edebiyat Geleneği Hakkında İran edebiyatının kökleri yaklaşık 2500 yıl öncesine kadar gitmektedir. Bu tarihsel süreçte, özellikle Orta Asya ve Mezopotamya coğrafyalarında kurulan devletler ile karşılıklı kültürel ilişkiler yaşanmıştır. İslam dininin kabul edilmesinden önce ve sonra olarak genel anlamda iki döneme ayrılarak tarihi seyrini sürdürmüştür. Fars kültüründeki şiir türü, kökleri yaklaşık MÖ 6. yüzyıla kadar giden bir geleneğe sahiptir. Her köklü medeniyette olduğu gibi, söz konusu ilk dönemlerde, dinî  inançlar  kültürel hayat ve bu bağlamda edebiyat ......

Serveti Fünun Dergisinin Kapatılması ve Edebiyatımızda Oluşan Boşluk

Servet-i Fünun Dergisinin Kapanışı Servet-i Fünun dergisi, 1896 ile 1901 yılı arasında şiir, hikaye (öykü), roman, edebiyat araştırmaları, tenkit vb. türlerdeki neşriyatına beş yıl devam etti. 1901 yılının Ekim ayında Hüseyin Cahit’in Fransız İhtilali’nden bahseden bir yazısı üzerine dergi kapandı, topluluk da dağıldı. Bu tarihten sonra topluluğun üyeleri, eserlerini münferit olarak yayımladılar. Servet-i Fünun Edebiyatı’nın kurucusu sayılan Recaizade Mahmut Ekrem, yeni edebiyata daha geniş bir soluk vermeyi ve eski edebî ölçüleri büyük bir titizlikle ayıklamayı düşündü. Genç neslin ileri gelenlerini, talebesi Ahmet ......

İsrail ve İbrani Edebiyatı

İsrail Edebiyatının Dönemleri Nelerdir? İsrail edebiyatının kökeni, kuruluşuna değil Avrupa ve Amerika kıtalarına yayılan ve İbrani edebiyatını sürdüren, kendilerinden önceki diasporanın oluşturduğu kültürel birikime dayanır. İsrail edebiyatında üç farklı edebi akımlar şunlardır: 1) Palmah Kuşağı Akımı İsrail edebiyatının ilk devresini oluşturur. 1940’larda Hitler ve ardından İngilizlere karşı oluşturulan birlikleri ifade eden kuşağın edebiyatıdır. Orta doğuda bir devlet kurmak için Siyonist görüş çerçevesinde mücadele eden, bu yolda deneyim sahibi olan, aralarında S. Yizhar, A. Meged, N. Şaham gibi yazarların bulunduğu grup fikirlerini Yoldaşların Almanağı ......

Afrika Edebiyatı

Geleneksel Edebiyat Afrika Edebiyatı 1) Sözlü Afrika Edebiyatı Afrika kültüründe sözlü anlaşma ve edebî yapının oldukça önemli bir yeri vardır. Toplum hayatını düzene sokan temel iletişim, sözlü yapı üzerinden sürdürülür. Bu kültür içerisinde, toplumsal fonksiyonu sözlü kültürü aktarmak ve korumak olan özel kişiler vardır. Bu özel kişiler, geleneklerden gelen kültürel birikimi ve soylarının övülecek hususiyetlerini sözlü edebiyat çerçevesinde muhafaza ederek nesiller arasında aktarımı sağlarlar. Şair ve tarihçilerden oluşan bu kişilerin kutsiyetleri de mevcuttur. Aktardıkları kültürel verimleri, yerel dilin bütün hususiyetlerini taşıyacak düzgünlükte ......

Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatının Oluşumu

Cumhuriyet Döneminin Değerlendirilmesi  Cumhuriyet'ten sonraki değişiklikleri değerlendirebilmek ve çok geniş bir değerlendirme zemininden kurtulabilmek için konumuzu sınırlandırmak gerekir. Sanat eserleri hakkında yapılan çalışmalar, eğer medeniyet tarihinin bir malzemesi olacaksa en başta insan unsurunu ele almak icap eder (gerekir). Bunun yanında edebiyat-insan-cemiyet kavramalarının, değişen insan ve değişen cemiyet şemsiyesi altında yorumlanması mümkün olmalıdır. Mazmundan mefhuma giden, edebî ve estetik kurgularını hep bu gidişe göre ayarlayan insan, söz konusu değişimin en önemli ölçütüdür. Değişen insan ve değişen cemiyet ile birlikte devam eden geleneğin ......

Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatında Aydın Tipi ve İnsan Motifi

Cumhuriyet Edebiyatında "Münevver Aydın Tipi ve İnsan Motifi" 1923'ten sonra oluşan münevver insan tipi, kültür değişimine bağlı olarak bir takım değişiklikler kazanmıştır. Bu değişimin ölçütü, halkın gelenekleri ile sanatkârların estetik yorumlarında, aydınların tavırlarında ve nihayet devlet politikaları ile oluşan tercihlerde aranmalıdır. Aydın prototipleri çizilirken bu husus çok büyük önem taşıyacaktır. Asırlarca alplerde, erenlerde, din adamlarında, eğitimcilerde aranan aydın prototipi, Tanzimat Edebiyatından sonra ediplerde aranmış; Cumhuriyetten sonraki dönemde de edebiyatın aydın tipolojisi içindeki etkisi belirginleşmiştir. Sosyal hayata fonksiyonel bir şekilde birikimler aktaran ......

Servet-i Fünun’da Dil ve Getirdiği Yenilikler

Servet-i Fünun'da Dil ve Üslup Servet-i Fünun’daki tahkiyenin dili ve üslubu, o güne göre de bugüne göre de ağır ve terkiplidir. Arapça ve Farsça sözcükler okuyucuları hayli sıkıntıya sokmuştur. Bu manada batı edebiyatının klasik anlayışına benzeyen sağlam yapılı cümleleri ve entellektüel bir vokabüleri vardır. Bu dönemde yazarlar, dil konusunda Tanzimat edebiyatı döneminin hikaye ve roman ya­zarlarının pek çoğundan daha geri kalmışlar, konuşma dilinden büsbütün uzaklaşmışlar, Arapça ve Farsça kelimeler ile tamlamaların yanında onların dil kurallarına geniş ölçüde yer vermişlerdir. Böylece Tanzimat ......

Türk Edebiyatının Sınıflandırılması Tarihi Gelişimi ve Oluşumu

İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı, tarih öncesi devirlerden başlar, Türklerin İslamiyet’i kabul ettikleri 9. ve 10. asırlara kadar sürer. Bu devrede sözlü Türk edebiyatı ve yazılı Türk edebiyatı olmak üzere iki grupta incelenen edebiyatımız, şu alt başlıklara göre değerlendirilir: Sözlü edebiyat, destan, koşuk, sagu, sav adı verilen mahsullere dayanır. Destanlar; savaşları, göçleri, tabiat olaylarını geniş bir şekilde anlatan eserlerdir. Koşuklar, zamanımızdaki lirik şiirlerin, (koşmaların, aşk ve tabiat şiirlerinin) ilk şeklidir. Sagular için, şimdilik, ağıt-mersiye türündeki eserler, diyebiliriz. Savlar ise atalar sözü (durub-ı emsal, atasözleri) olarak ......

Sigmund Freud

Freud’a Göre Psikanaliz Sanatçılar eser verirken geçmişte yaşanan bazı şuuraltı rahatsızlıklarını anlatma yoluyla okuyucularına aktarırlar. Böylece sanat ve nevrotik ilişkiler arasında bir alaka başlar. Sanatçı, geçmişteki psikolojik hâllerini bir kurgu tekniği içinde anlatırken tatmin olamadığı duyguları için ya bir tatmin alanı bulur veya onları estetik kurgu içindeki çatışma ve hayal iklimine transfer eder. Edebiyat psikanalizinde her şeyden önce, metinde karşımıza çıkan kişiler konu edilmiştir. Sigmund Freud (1856-1939) Traumdeutung (1900)’da (Rüya Yorumu), tezini aydınlatmak için edebiyat örneklerine başvurur ve bu en geniş makalesinde ......

Yapısalcılık Kuramı

Yapısalcılık Kuramı Nedir? Yapısalcılık Teorisi Hakkında Kısaca Özet Bilgi ( Structuralizm ) Yapısalcılık, birçok bilim dalında ve edebiyatta uygulanan bir metot olmuştur. Yirminci asırdaki tahlil ve eleştiri metotlarından önemli bir kısmı, metni esas almakta, bu müştereklikten sonra kendine özgü prensipler benimsemektedir. Yapısalcılık da, bunlardan biridir. Eseri inceleyerek, eserin parçalarına ve kurgusal yapısına dikkat ederek, parça-bütün ilişkisine ulaşarak derin yapı denilen orijinal oluşumu çözmek, yapısalcı metodun en önemli yanını teşkil etmektedir. Bu yapılırken, tarihî eleştirinin dışında kalmak ve dilbilimin göstergelerinden faydalanmak yoluna ......

Okur Merkezli Kuramlar

Okur Merkezli Kuramların Çeşitleri Nelerdir Hakkında Kısaca Özet Bilgi? a) Duygusal Etki Kuramı Bu kurama göre sanat esrinin işlevi, sanata ait üst seviyedeki oluşuma vücut vermektir. Sanat eserinin okuyucu, seyirci veya dinleyici ile buluşmasının ardından zevk, haz, estetik değer uyandırabiliyorsa bu eser sanatın işlevini yerine getiriyor demektir. Sanat eserinin zevk vermesi temel prensiptir. Zaten bu esere iltifat eden okuyucu da, örneğin edebî eseri eseri zevk vermesinden dolayı okur. Okuyucuda başka âlem tahayyüllerinin (hayallerinin) oluşması, haz ve heyecanın oluşması ve hatta dramatik yahut trajedik sahneler ......

Soru Eki ve Yön Ekleri

Yön Ekleri Türkçede kelime gruplarında ve cümlede fiilin kendi yönünde yapıldığını göstermek İçin isim yön değiştirme haline girer. Bu halin ekleri yön ekleridir. Yön ekleri, eylemlerin cereyan ettiği yönü gösterir. Yön ekleri, aslında, adları fiillere bağlayan eklerdendir. Bulundukları kelime zarf (belirteç) olarak kullanılır. Yön ekleri Türkçede sonradan çekim eki görevinden tamamiyle çıkmış ve sayılı kelimelerin bünyesinde tam bir yapım ekleri gibi klişeleşip kalmıştır. Çekim eki olarak her türlü hususiyetlerini ve canlılıklarını kaybetmişlerdir. Zaten canlı oldukları devirlerde de ancak yer ve zaman ......

Maniler

Mani Nedir? Mani Hakkında Kısaca Özet Bilgi Anonim halk şiirinin tek dörtlükten oluşan nazım biçimidir. Pek çoğunun söyleyeni belli değildir. Anadolu’da daha çok, genç kızlar ve kadınlar arasında türetilir ve ezgiyle söylenir. Saz eşliğinde söylenenlere de rastlanır. Mani söylemekle ilgili olarak “mani düzmek, mani atmak, mani yakmak” gibi ifadeler de kullanılır. Mani söyleyen kişilere ise halk arasında “mani yakan, mani düzen, mani atan, manici” gibi isimler verilir. En iyi mani söyleyenlerse “manici başı” olarak anılır. Maninin konusu çoğunlukla “aşk” olmakla birlikte, manilerde ......

Hayvan Mezarlığı Özeti Stephen KİNG

Hayvan Mezarlığı Konusu Kitabının Özeti Louis karısı ve iki çocuğu ile Chicago’dan Ludlow’da ormanın hemen yanında bulunan bir eve taşındı. Eve yerleştiler ve daha sonra yan komşuları ile tanıştılar. Komşuları çok yaşlı bir çiftti. Jud ve Norma Crandall. Kısa süre sonra Jud ile Louis ahbab oldular. Her akşam birlikte bira içip Ludlow hakkında konuşuyorlardı. Louis ve ailesi bir hafta sonu evlerinin bahçesinde oturuyorlardı, Jud aileyi görüp yanlarına gitti ve onlara yakında bulunan hayvan mezarlığını görmek isteyip istemediklerini sordu. Louis Eileen’nin çok ......

AZMİ-ZADE HALETİ

(1570-1631) Divan şairi. İstanbul'da doğdu. Bilginlerden Rr Mehmed Azmî'nın oğludur. Medresede okuyup genç yaşta müderris oldu. Şam (1502), Kahire (1606), Bursa (1611) ve İstanbul (1614) kadılıklarında bulundu. Anadolu (1623)ve Rumeli Ka­zaskeri (1627), Mısır'da vali kaymakamı oldu. İstanbul'da öl­dü. Çeşitli il ve ilçelerde kadılık görevinde bulunan Haleti, alimliği yanında şairliği ile de tanınır. Gazel ve kasidelerinden çok rubaileri önemlidir. Şair, tasavvufi konuları rubailerinde oldukça başarılı şekilde ele almıştır. Hâletî, rubaileri İle tanınır. Şiirlerinin temasını aşk teşkil eder. İslâm hukukuna dair eserleri, mensur ......

Ağıtlar ve Tarihi Olaylar

Ölenin arkasından söylenen ve onun ölümden duyulan acıyı, üzüntüyü anlatan şiirlere ağıt denir.. Bu şiirde, ölen kişinin hayatta iken yaptığı iyilikleri, kahramanlıkları dile getirilir. Sel, deprem, yangın gibi doğal afetlerle ilgili ağıtların da söylendiği olur. İslamiyet’ten önce, Şamanizm inancının da etkisiyle Türklerin yaşamında cenaze merasimleri önemli bir yer tutar, ölü için düzenlenen “yuğ” adı verilen törenlerde “sagu” ismiyle anılan matem şiirleri okunurdu. Orhun Kitabelerinde geçen “yuğ” sözü ile de bu törenler kastedilmiştir. Bunun yanında “yuğçı, sığıtçı” sözleri de ağıtçı (cenazenin çıktığı ......

Yapısı Bakımından Sözcükler

Yapıları Açısından Kelime Çeşitleri 1. Basit Kelimeler      Yapım ekleriyle yeni bir anlam ve görev kazanmamış kelimelere "basit sözcük" denir. Bu tür kelimeler ya kök durumunda ya da köke çekim ekleri ilave edilmiş şekilde bulunurlar. (çekim ekleri ile kastedilen: isim çekim ekleri (hal ekleri, çokluk eki, iyelik veya tamlama ekleri olabilir. Fiil çekim ekleri de alabilir: kip ekleri ve kişi ekleri alabilir.) Örnekler: ağaç (kök) ev-ler-imiz (kök+çokluk eki+şahıs eki) sev-iyor-sun (kök+zaman eki+şahıs eki) 2. Türemiş Kelimeler             İsim ya da fiil köklerinin ......

Ek Kök ve Gövde Kavramları

Biçim (Şekil) Bilgisi İle İlgili Temel Kavramlar         Biçim bilgisi kelimelerin oluşumundaki çeşitli değişiklikleri inceler. Bir kelimenin biçim özelliklerini bilmek için kök, gövde ve ek terimlerini bilmemiz gerekir. 1. Sözcük Kökü      Kelimenin anlamlı en küçük birimidir. Bir kelime daha küçük anlamlı bir birime ayrılamıyorsa o kelime kök durumundadır. Dilimizde kökler genellikle tek hecelidir. Türkçemizde kökler ikiye ayrılır: a) İsim Kökleri        Canlı ve cansız bütün varlıkları, nesneleri, zihinlerdeki soyut ve somut kavramları karşılayan köklerdir. Örneğin; dağ, beş, iş, göç, ......

Münazara

Münazara Nedir? Bir konu üzerinde, belli kural ve yöntemlere uyularak gruplar hâlinde yapılan tartışmaya münazara denir. Münazara genellikle okullarda edebiyat derslerinde uygulanan bir tartışma türüdür. Münazaralar; öğrencilerin konuşma becerilerinin gelişmesine, karşılaştırmalı düşünme alışkanlığı kazanmalarına, bazı konularda ders dışında araştırma yapmalarına yardımcı olur. Münazaranın amacı düşüncelerin, kabullerin karşılaştırılmasıdır. Gruplardan biri konuya olumlu yönden yaklaşırken diğer grup olumsuz açıdan yaklaşır. Amaç karşı tarafın görüşlerini çürütüp tartışmadan galip çıkmaktır. Münazarada belirtilen görüşten çok argüman (gerekçelendirilmiş tez) geliştirmek ve karşı argümanları çürütmek önemli olduğundan ağırlıklı ......

Kitap Özetleri

Değerli ziyaretçilerimiz, uzun yıllardır sizler için derleyip düzenlediğimiz Türk Edebiyatı ve Batı Edebiyatı Kitap Özetlerini bu sayfamızda birleştirdik. Eğer siz de incelediğiniz ya da özetini çıkardığınız herhangi bir roman, kitap, tiyatro ya da hikayenin burada adınız ile birlikte yayımlanmasını istiyorsanız turkdiliedebiyati @ hotmail.com adresine belge olarak gönderebilir ve katkıda bulunabilirsiniz; ancak başka sitelerden kopyalanmış roman özetleri ya da incelemeler kesinlikle sitemizde yayımlanmayacaktır. Ayrıca dünya klasikleri roman özetleri sayfamıza da bakabilirsiniz. Teşekkürler. Batı Edebiyatı Roman Özetleri (Alfabetik) Andromak Özeti (Racine) Anna Karenina ......

Küçük Ağa Özeti Tarık BUĞRA

Küçük Ağa Romanının Kısaca Özeti I. Dünya Savaşı'ndan sonra Anadolu topraklan, yabancı güçlerce işgal edilmiştir. Osmanlı yönetimi, otoritesini ve gücünü kaybederek kontrolü elden kaçırmıştır. Böyle bir ortamda Türk halkı, dinini, yurdunu kurtarmak için Kuvay-ı Milliye hareketini başlatır. Mehmet Reşit Efendi, 1918'de istanbul'da Fatih medresesinde öğrenciyken coşkulu vaazlarıyla tanınır ve 1919'da Akşehir'e gönderilir. Halk arasında "İstanbullu Hoca" olarak tanınır. Bir süre sonra Emine ile evlenir. Bu arada Yunanlılar Anadolu'ya girmiştir. "İstanbullu Hoca", Kuvay-ı Milli-yecilerin ve önderleri Haydar Bey'in karşısında yer alır; Kuvay-ı Milliyecileri ......

Türk Edebiyatı Tarihi ve Oluşumu

Türk Edebiyatı Tarihi ve Oluşumu Milletlerin tarih, kültür, sanat ve edebiyatlarını incelemek üzere asırlara göre yapılmış sınıflandırmalar kullanılır. Bu sınıflandırmalarda takip edilen sıraya takvim sırası, kronolojik sıra veya kısaca kronoloji denir. Kronoloji ile bir milletin edebiyatını; metin, tür, şekil, yazar, muhit, nesil, sosyal hayat, kültür değişikliği, siyasi gelişmeler gibi ölçütlere bakarak incelemek, onun hangi coğrafyada eser verdiğini tespit etmek ve bütün bu verileri tarih içinde değerlendirmek, edebiyat tarihi dalını ilgilendirir.Bir milletin edebiyatını genel bir çerçeve içinde ana hatlarıyla tanıyabilmek için tarihî ......

Noktalama İşaretleri

Noktalama İşaretleri ( TDK ) İnsanlar duygularını ve fikirlerini daha kolay ve açık bir şekilde anlatabilmek için duraklama noktalarını cümlenin yapısını belirlemek, yazılan bir metnin okunmasını ve anlaşılmasını daha kolay hale getirebilmek için, vurgu ve tonlama gibi önemli detayları belirli hale getirmek için noktalama işaretleri kullanılır. Türk edebiyatında noktalama işaretlerini kullanan ilk sanatçı İbrahim Şinasi’dir. Nokta ( . ) İşaretinin Kullanıldığı Yerler 1. Cümlenin sonuna konur: Türk Dil Kurumu, 1932 yılında kurulmuştur. Saatler geçtikçe yollara daha mahzun bir ıssızlık çöküyordu. (Reşat Nuri Güntekin) 2. Bazı kısaltmaların sonuna konur: Alb. (albay), Dr. (doktor), Yrd. Doç. (yardımcı doçent), Prof. (profesör), Cad. ......

Yaban Romanının Özeti

Yaban Romanı Hakkında Kadri Karaosmanoğlu’nun, Millî Mücadele'nin zorlu sürecini tüm yönleriyle göstermek amacıyla kaleme aldığı “Yaban”, yayımlandığı dönemde büyük yankılar uyandırmıştır. Millî Mü-cadele Dönemi'nde Anadolu köylüsünün Kurtuluş Savaşı’na bakışını ve o dönemki aydınlarla köylüler arasındaki fikir ayrılıklarını, I. Dünya Savaşı’nda kolunu kaybeden bir subayın gözünden anlatmaya çalışan “Yaban” romanı, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun en çok bilinen ve hakkında en çok yorum yapılan eseridir. Bu roman kendi dönemindeki realist anlayışa uygun biçimde yazılmıştır. Yaban Özeti Kısaca  Sessiz ve sakin bir yerde hayatını sürdürmek isteyen Ahmet ......
Yandex.Metrica