Kategori: Edebiyat

Hece Ölçüsü

Hece Ölçüsü Özellikleri Hece vezni, her bir mısraın hece sayılarının birbirine eşitliği üzerine kurulur. Bu vezin; parmak hesabı (hesâb-ı benân), Türk vezni, millî vezin gibi isimlerle de anılmıştır. Türk dilinde hecelerin yazı dilinde gösterilmesi, ünlü harflerin varlığına bağlıdır. Türkçede bazı ünlülerin uzunluk kısalık bakımından birbirine göre farklılıklar taşıdığı iddiaları olmuştur ve bu husus henüz tartışmalıdır ama şimdiki hâlde bütün ünlülerin eşit uzunlukta olduğu kabul edilmektedir. Yeni Türk Edebiyatı’ndaki şiirlerde kullanılan hece vezni açısından Türkçedeki hecelerin uzunluğu, kısalığı, açıklığı, kapalılığı genellikle ......

19. Yüzyılda Osmanlı Sahasında Yazılan Mensur Eserler

19. Yüzyıl Osmanlı Sahası Mensur Eserleri 19. yüzyılda nesir, önceki yüzyıllarda başladığı gelişimini sürdürür. Değişik türlerde yazılan mensur eserler arasında biyografya türü eserler bu yüzyılda ön planda yer alırlar. Biyografi türünde eserler arasında tezkire sayısının çokluğu ile tezkirecilik geleneği önemini korumaktadır. Bu yüzyılda da önceki yüzyıllarda yazılmış olanlara benzer şuara tezkireleri yazılmıştır. Ancak, yeni yazılanlarda artık eleştirel bakış ve üslup yönünden bazı farklılıklar da görülmektedir. Şefkat Tezkiresi, Mecmu'ütü't-Terâcim, Bağçe-i Safâ-endûz, Arif Hikmet Bey Tezkiresi, Hâtimetü'I-Eş'âr, Kafiie-i Şu'arâ, Semâhâne-i Edeb, bu yüzyılda adlarından ......

Edebi Akımlar

Yeniden Doğuş veya Medeniyetin Yeniden İnşası  Edebî akımlar yüzyıllar süren tarihî bir gelişmenin sonunda bugünkü şekline ulaşmış karmaşık ve bileşik bir yapıdır. Temelleri, eski Mezopotamya, Mısır, Yunan ve Latin değerlerine bağlıdır. Her asırda yeni bir boyut ve içerik eklenmesiyle coğrafya ve kültür dairelerine göre bazı değişiklikler gösterir. Bir ülkedeki edebî akım özelliği ve şartları, bir başka ülkeye uymaz. Rönesans: Çıkış Noktası Mezopotamya: Mısır-Yahudilik- Yunan-Latin-Hıristiyanlık- Çin ve Hint Medeniyetleri İslam Medeniyeti: Mekke- Medine- Gırnata (İspanya) Batı Medeniyeti Sümer, Mısır: Bu iki medeniyetin çevresindeki Antik Kültür Etkileri: Yunan ......

On Yedinci Yüzyıl Türk Edebiyatı

17. Yüzyıl Türk Edebiyatına Genel Bir Bakış       17. yüzyıl genel olarak Türk tarihinin kuvvetli döneminin sona erdiği ve gerileme devrinin yaşandığı bir asırdır. Daha önceki asırda başlamış olan karışıklıklar, siyasi çekişmeler Türk dünyasının bütün yaşam alanlarında kendini hissettirir.        Orta Asya'da Rusya, Türkler’i birbirine düşürerek Sibirya'yı ele geçirir; Kazan'ı zapteder. Orta Asya Türklerini kendi sınırları içerisine çekerek egemenliği altına alma çabasını sürdürür. Türkler'in doğu komşuları Çinliler Türkistan'ı alma isteği içerisindedirler. Komşularının sürdürdüğü bu saldırgan emellerin yanı sıra Orta Asya Türkleri ......

Anadolu Sahası Dışındaki Türk Edebiyatı, Sanatçıları ve Eserleri

Dünyadaki Türk Edebiyatı Şairleri ve Eserleri Harezm Sahası: 14.Yüzyıl: Rabguzî: Kısâsu’l-Enbiyâ Kirderli Ali: Nehcü’l-Ferâdis İslâm: Mu’înü’l-Mürîd Kutb: Husrev u Şîrîn Tercümesi Hârezmî: Muhabbetnâme Memlûk Sahası: 14.Yüzyıl: Seyf-i Serâyî: Gülistân Tercümesi Ebû Hayyân: Kitâbü’l-İdrâk Li Lisânü’l-Etrâk Hüsam Kâtib: Cümcümenâme Kuman Sahası: 14.Yüzyıl: Codex Cumanicus Azerî Sahası: 14.Yüzyıl: Hasanoğlu, Ahmed bin Veys… Kadı Burhaneddîn: Türkçe Dîvân, İksîru’s-Sa‘âdât fî Esrâri’l-İbâdât, Tercîhu’t-Tavzî Nesîmî: Türkçe Dîvân, Farsça Dîvân. 15.Yüzyıl. Cihânşâh Habîbî 16.Yüzyıl: Hatâyî (Şâh İsmail): Dîvân, Dehnâme. Fuzûlî: Manzûm: Türkçe Dîvân, Farsça Dîvân, Arapça Şiirler, Leylâ vü Mecnûn, Enîsü’l-Kalb, Beng ü Bâde, Tercüme-i Hadîs-i ......

Türeyiş Destanı

Türeyiş Destanı Konusu Nedir? İçeriği Hakkında Kısaca Özet Bilgi Uygur hakanı kızlarını insanlarla evlendirmeye kıyamaz. Tanrı'ya kızlarıyla evlenmesi için yalvarır. Tanrı da kurt suretinde görünerek hakanın kızlarıyla evlenir. Bu evlilikten "Dokuz Oğuz" ve "On Uygur" boyları oluşmuştur. Hun beylerinden birinin çok güzel iki kızı vardı. Bu bey kızları ile ancak Tanrıların evlenebileceğini sanıyordu. Bu sebeple ülkesinin kuzey tarafında yüksek bir kule yaptırarak iki güzel kızını Tanrılarla evlenmek üzere buraya getirdi. Bir süre sonra kuleye gelen bir kurdun Tanrı olduğunu sanarak kızlar bu kurtla ......

Oğuz Kağan Destanı

Oğuz Kağan Destanı Konusu Özeti Hakkında Kısaca Bilgi Uygur harfleriyle yazılı olan Özgün nüshası Paris kütüphanesîndedir. Bu destanlarda Hun Hükümdarı Me­te'nin doğuşu, kağan oluşu, Türk birliğini kuruşu; ölümünden önce de ülkesini oğulları arasında paylaştırışı anlatılır. Ebul Gazi Bahadır Han'ın Secere-i Terakime'sinde Hun-Oğuz destanıyla (Mete Destanı) ilgili bölümler bulunmakta­dır. Uygur harfleriyle yazılı olan özgün nüshası Paris kütüphanesindedir. Oğuz Kağan destanı, M.Ö. 209-174 tarihleri arasında hükümdarlık yapan Hun hükümdarı Mete'nin hayatı üzerine kurulmuştur. Tüm Türk destanlarında olduğu gibi bu destanın da ilk şekli günümüze ulaşamamıştır. Bugün, ......

Şu Destanı

Şu Destanı Konusu Özeti Hakkında Kısaca Bilgi Bu destanda Şu adlı Saka hükümdarının Make­donya hükümdarı iskenderle yaptığı savaşlar anla­tılır. Destan ile ilgili bilgileri Divan-ı Lügati't Türk'ten alıyoruz. Şu Destanın aslı elimizde değildir. Hükümdar Şu'nun M.Ö. 4.yüzyılda yaşadığı sanılmaktadır. Şu Destanı M.Ö. 330-327 yıllarındaki olaylarla alakalıdır. Bu tarihte Makedonyalı İskender, İran’ı ve Türkistan'a saldırmıştı. Bu dönemde Saka ( İskit ) hükümdarının adı Şu idi. Bu Destan Türklerin İskender’le mücadelelerini ve geriye çekilmeleri anlatmaktadır. Doğuya çekilmeyen 22 ailenin Türkmen adıyla anılmaları ile ilgili sebeb açıklayıcı ......

Bozkurt Destanı

Bozkurt Destanının Konusu Hakkında Kısaca Özet Bilgi Bozkurt Destanındaki anlatılanlara göre Göktürkler bir sa­vaşta mağlup olurlar. Herkes ölür ve geriye yaralanmış bir Türk kalır. Bu genç Türk dişi kurt tarafından sahiplenilerek beslenip yetiştirilir. Sonraki zamanlarda Göktürkler bu boz kurttan tekrar türerler. (Bu nedenle Uygur Türklerinin Türeyiş Destanıyla karıştırılmamalıdır.) Bozkurt Destanıyla ilgili tüm detaylar Çinlilerin yazılı kaynaklarından edindiğimiz bilgilerdir. Milattan sonra 6. asırdan 8. asır ortalarına dek egemenlik sürmüş Göktürklerin soy ağacı ve var olabilme öyküsüdür bir bakıma. Türk milletinin yeni bir dal ......

Göç Destanı

Göç Destanı Hakkında Kısaca Bilgi Bu Türk destanı da Uygur Türklerinin destanıdır. Türeyiş destanının doğal bir devamı niteliği taşımaktadır. Günümüzde, Orhun ırmağının kıyısında bir kent kalıntısı ile bir saray harabesi vardır ki çok eski zamanlarda buraya Ordu Balık adı verildiği düşünülmektedir. Büyük Uygur Destanı'nın, Ordu Balık adlı şehirdeki saray harabesinin önünde bugün bile gözlemlenebilecek bir biçimde duran anıtlarda yazıldığını Hüseyin Namık Orkun' un yazdığına göre bu anıtlar, Moğol Hakanı Öğüdey döneminde Çin ülkesinden getirilen uzmanlara analiz ettirilerek Göç Destanı Türkçeye çevirtilmiştir. Bu destanın ......

Cengiz Han Destanı (Cengiz-Name)

Cengiz Han Destanı (Cengiz-Name) Hakkında Kısaca Özet Bilgi XIII. asır ortalarına doğru Orta Asya Türkleri arasında doğup yayılan bir destandır. Destan, Cengiz Han’ın hayatı, şahsiyeti ve cihangirliği etrafında ve Cengiz çocukları tarafından idare edilen Türkler arasında doğmuştur. Yazıya XV. asırda geçirilmiştir. Oğuz Han Destam’nı anlatan eserlere Oğuzname denildiği gibi, Cengiz Han Destam’nı anlatan eserler de Cengizname adını taşır. Orta Asya'da yaşayan Türk bodunları arasında XIII. yüzyılda meydana gelişmiştir. Cengiz Han Destanı'nda Moğol hükümdarı Cengiz Han'ın yaşamı, kişiliği ve fetihleri ile ilgili olarak Cengiz'in ......

Yaratılış Destanı

Yakut'lardan derlenen yaradılış efsaneleri de Altay yaradılış destanının yakın varyantı olarak algılanmaktadır Yer ve gökyüzü, hiç bir şey yokken dünya uçsuz bucaksız sulardan ibaretti. Tanrı Ülgen bu uçsuz bucaksız dünyada hiç durmadan uçuyordu. Göklerden gelen bir ses Tanrı Ülgen'e denizden çıkan taşı tutmasını söyledi. Göğün emri ile oturacak yer bulan Tanrı Ülgen artık yaratma zamanı geldi diye düşünerek şöyle dedi. Bir dünya istiyorum, bir soyla yaratayım Bu dünya nasıl olsun, ne boyla yaratayım Bunun çaresi nedir, nasıl yaratayım Su içinde yaşayan Ak Ana, ......

Danişmend Gazi Destanı (Danişmend-Name)

Anadolu’nun Türklerin egemenliğine girmesini konu alan bu destanda Danişment Gazi’nin ve oğlu Melik Gazi’nin gazaları, kahramanlıkları anlatılır. Danişmend Gazi Destanı, Anadolu destan geleneğinde Battal Gazi Destanı'yla Satuk Gazi Destanı arasındadır. Anadolu'da 8. yüzyıldan itibaren İslamlaşma ve Türkleşme serüvenini anlatan Battal-name'den sonra Danişmend Gazi Destanı'nda da aynı mücadelenin, 11-15. yüzyıllar arasındaki bölümü anlatılır. Bu dönem Anadolusunda yaşanan olaylar Danişmend Gazi'nin efsanevi kişiliğiyle birleştirilir. Anadolu’nun fethini ve bu fethin kahramanlarını anlatan, X11. yüzyılda sözlü olarak şekillenen XIII. yüzyılda yazıya geçirilen İslami Türk destanlarından biridir. ......

Nasıl Yazar Olunur?

Nasıl Yazar Olabilirim * Yazacağınız metnin türüne göre tema, konu, ana düşünce, amaç ve hedef kitleyi belirleyiniz. * Yazma konusuyla ilgili hazırlık yapınız. • Konuyla ilgili okuma ve araştırma yapınız. • Yazınızda kullanacağınız bilgi, gözlem, düşünce, duygu, izlenim ve deneyimlerle ilgili notlar çıkarınız; görsel, işitsel dokümanlar bulunuz veya hazırlayınız. • Konuyla ilgili kaynaklara ulaşınız, Genel Ağ’ı doğru ve etkin kullanınız; not alma ve özetleme tekniklerinden yararlanınız. • Kaynak kullanma ve alıntı yapmanın hukuki ve etik sorumluluğuna dikkat ediniz. • Konuyu sınırlandırınız. * Yazacağınız metni planlayınız. * Metni türüne özgü ......

Rabia Hatun Şiirleri

  Rabia Hatun Şiirleri Tahlili İncelemesi (Mehmet Kaplan) I Bir kâsedür alev dolu gönlüm, yanâ yanâ Men tâ senün yanunda dahî hasretem sanâ! Yaşlar dökende söndüremez âteşîmi sû: Sunsan elünle kanumu içsem kanâ kanâ! II Gün doğmayup da olsa cihan tâ-ebed karâ, Âteş sönüp de bilmese âlem nedir zıyâ, Gözler unutsa mahşer-i elvânı haşre dek: Dîdâr-ı yârı aydın eder dil yanâ yanâ! III Olsandı sen semâ, olsandı sen havâ Alsamdı men senî dem dem, nefes nefes! Olsandı sen zaman, olsamdı men mekân, Eflâki dolduran bir aşk olurdu bes! IV Pâyin sadâsı gelse de sen hiç gelmesen, Men dinlesem kıyâmete ......

11. Sınıf Roman Ünitesi Değerlendirme Testi

1. Sanırım bu söylenti başkanın da kulağına gitmiş olsa gerek. 
Bu cümledeki anlatım bozukluğunu gidermek için aşağıdaki değişikliklerden hangisi yapılmalıdır? A) “sanırım” sözcüğü atılmalı. B) “sanırım” yerine “eminim” sözcüğü getirilmeli. C) “kulağına gitmek” yerine “duymak” sözcüğü getirilmeli. D) “da” sözcüğü atılmalı. E) “olsa gerek” yerine “olabilir” sözcüğü getirilmeli. 2. 19. yüzyılın toplumsal ilerlemeye, insanlar arası iletişimin gelişimine olan iyimser inancını paylaşmayan bu yazarlar dış dünyaya, topluma değil, insanın iç dünyasına, bilincin karmaşıklığına eğildiler. Klasik gerçekçi romanın üç ana öğesi, yani olay örgüsü, karakter ve çevre modernist romanda ......

Ey İnsan – Ergun Göze

Çok uzun yoldan geliyorsun. Büyük ümitlerle yola çıktın. Amma her adımının sonu boşa yorgunluk, her zaferinin meyvesi acı bir hezimet oldu. Dönüp de arkana bir bak... Taş devrinden mağaralardan başka birşey göremiyorsun. Ya önünde? Önünde ne var? Çimento, dinamit ve cehennem gayyâsı... Gittikçe susamaktasın. İçtikçe susamaktasın. Fezayı keşfettin... Fezaya çıktın... Amma içinin fezasını kaybettin. Daraldın. Bunaldın. Ey insan muhatabın da, kendi kendine hasbıhal edecek halin de kalmadı. Ay’a gittin, mehtabı kaybettin. Venüs yolundasın, ufk’u kaybettin, ufkunu. Maddeye hakim oldukça kendine mahkûm hale geliyorsun. Şairin ......

Zenginlerin İftar Sofralarında – Ramazan Sohbetleri Ahmet Rasim

Zenginlerin İftar Sofralarında - Ramazan Sohbetleri Ahmet Rasim “Trakya İftarları”başlığı ile yazmış olduğum makale okunmuşsa elbette onda yazılı olan: “Bu taraflarda bir anane vardır. Ramazan’a iki üç gün kala zenginlerimiz fakir düşmüş, kalmış akrabalarına, pirincinden yağına varınca erzak gönderirler... Bundan başka eve giren bütün erzak ve eşyaya fukaranın hakkı verilmeden el sürülmezdi.” satırları da okunmuş olsa gerektir. Bu üç satır bize koca bir yardımlaşma mazisinin hatıratını uzun uzun söyler. Varsın içimizden işine gelmeyenler maziye bakmaktan yüz çevirsinler... Onlar, sanki bu gidişle istikbali ......

Köşe Minderi (Söylev / Nutuk)

KÖŞE MİNDERİ Size bir hâtıramı anlatmakla söze başlayacağım. İstanbul’dan ayrılmazdan sekiz on gün evveldi, içimde garip bir arzu hâsıl olduğunu hissetmeğe başladım. Bu arzu benim için bir düğüm idi, bir muamma idi. Bunu tahlil ettikçe, hayretim gitgide artıyordu. (...) bu garip arzunun tesiri, hasreti altına düşmüştüm. Evimde bir köşe minderi istiyordum. Akşam saatlerinde evime döndüğüm vakit, terliklerimi çıkarsam, sırtımı duvara dayasam, bu köşe minderinde otursam diyordum. Bu, nasıl bir arzu idi? Düşündüm, ruhumda bir hastalık başladığına ihtimal verdim.. Evimde bir köşe minderi... ......

Kompozisyon Denilen Umacı

Az öğrenci vardır, kompozisyon dendi mi ödü kopmayan, yüreği ağzına gelmeyen; özellikle sınavlarda, hani o bir-iki saatlik süre içinde, öğretmenlerin göz açtırmaz, kuş uçurtmaz denetimi altında. Cumhuriyet’in ilk yıllarına varıncaya kadar tahrir diye anılan bu yazılı işe uğraşa, sonradan kompozisyon denildi. Fransızcadan alınan bu sözcük, şöyle tanımlanıyor sözlüklerde: “Öğrencilerin duygu ve düşüncelerini, düzgün bir biçimde anlatmaları için yaptırılan yazılı ve sözlü çalışma.” Demek, kompozisyonla istenilen, öğrencinin duygu ve düşüncesini, tabii, belirli bir konuda, anlatmasıdır. Bu anlatma, ister yazılı ister sözlü olsun, ......
Yandex.Metrica