Divan-ı Lügatit-Türk

Reklamlar

Divanı Lügatit Türk Hakkında Kısaca Özet Bilgi

Kâşgarlı Mahmud tarafından yazılan bu büyük eser Karahanlı yazı dilinden günümüze ulaşan ikinci eserdir. Türkçenin bilinen ilk sözlüğüdür. Eser 1077 yılında tamamlanarak Abbasi halifesine sunulmuştur. Eserden anlaşılacağı üzere Kâşgarlı, Arapçayı iyi bilmektedir. Eser sadece ansiklopedik bir sözlük değil aynı zamanda filoloji ve ağız araştırmaları ile halk edebiyatı ürünlerini içeren, Türk edebiyatının bir şaheseridir, Araplara Türkçeyi öğretmek amacıyla yazılan ve Türk Lehçeleri Divanı anlamını taşıyan eser, Kâşgarlı Mahmud’un yaşadığı dönemdeki Türk boylarını, boyların konuştukları Türkçe hakkında ses bilgisi, biçim, anlam bilgisi ve söz varlığı ile sözlü kültür unsurları hakkında detaylı bilgi verir. Eserde 764 manzum parça, 289 tane atasözü bulunmaktadır. Manzum parçalarda nazım birimi beyit ve dörtlüktür. Eserde hem aruz ölçüsü hem de hece ölçüsü tercih edilmiştir. Bu beyit ve dörtlükler madde başı olarak alınan sözcüklere örnek olarak koyulmuştur. Tek bir nüshası bulunan eser, şu anda Fatih Millet Kütüphanesinde bulunmaktadır.

Divan-ı Lügatit-Türk’ün Özellikleri Nelerdir? Maddeler Halinde

> Araplara Türkçe öğretmek ve Türkçenin Arapçayla boy ölçüşebilecek derecede olduğunu göstermek için yazılmıştır.
> Kaşgarlı Mahmud’un zamanında konuşulan ve yazılan çeşitli Türk lehçelerindeki harf sırasıyla düzenlenmiş bir sözlüktür.
> 7500 civarında Türkçe kelime Arapça olarak açıklanmıştır. Eserin aslı Arapçadır.
> Eserde İslamiyet öncesi Türk edebiyatına ait koşuk, sagu, sav, destan gibi ürünlerden bazı derlemeler yapılmış olması esere bir antoloji niteliği kazandırmıştır.
> Ansiklopedik bir yapıt olan bu eser, dönemine pek çok yönden (tarih, coğrafya, folklor…) ışık tutar.
> Kitabın sonunda Türk illerini gösteren bir harita yer almaktadır. İlk dil bilgisi kitabıdır.
> İlk dil bilgisi kitabıdır.

Divan-ı Lügatit-Türk Hakkında Geniş Detaylı Bilgi

Türk dilinin toplu sözlüğü anlamına gelen bu ya­pıtı, 1072-1074 yılları arasında ( 11.yüzyıl j Kaşgarlı Mahmut yazmıştır. Yapıtın yazılış amacı Araplara Türkçeyi öğret­mek ve Türkçenin edebiyat dili olarak Arapçadan üstün bir dil olduğunu kanıtlamaktadır. Arapça olarak yazılmış, 7500 Türk­çe sözcüğün açıklaması yapılmıştır. Bir anlamda yapıt Türkçenin ilk dilbilgisi kitabı olma özelliği taşır.
Yapıtın bizim için halkbilimsel (folklorik) değeri de önemlidir. İçinde nazım parçaları, düzyazı cüm­leleri ve atasözleri vardır. İslamiyet öncesi Türk edebiyatına ait bu örneklerin yanında bu örneklere ilişkin bilgiler de vardır.

Yapıtta değişik Türk boylarının yaşam biçimleri ve yaşadıkları coğrafyanın özelliklerine ilişkin bilgi­ler de vardır. Türkçe sözcüklerin anlamları verilmekle yetinilmeyip o sözcüklerin değişik Türk boylarındaki kullanımları, sözcük türleri ve sözcük yapısıyla ilgili bilgiler de veril­miştir.

Reklamlar

Divanu Lügati’t-Türk’ün Önemi ve Bulunması

Diyarbakırlı Ali Emiri Efendi her hafta sahaflara uğramaktadır. Sahaf Burhan Bey’e bir kadın bir kitap getirir ve otuz liraya satmasını ister. Burhan Bey kitabın o kadar etmeyeceğini söyler ama dursun bakalım belki satılır, diye kabul eder.
Ali Emiri Efendi yeni gelen kitap olup olmadığını sorar. Burhan Efendi:
— Bir kitap var ama sahibi otuz lira istiyor, diyerek olanı biteni anlatır. Bu kitabın süresinin ertesi
gün dolacağını, yaşlı kadının kitabı almaya geleceğini söyler.
Eline aldığı kitabın adını okuduğu anda Ali Emiri Efendi, bayılacak gibi olur… Dünyada eşi benzeri
olmayan, Türk dilinin en değerli eseri Divanu Lügati’t-Türk’tür elindeki kitap… Otuz değil, otuz bin liraya
bile değerdir bu kitab. Kendisini hemen toparlayan Ali Emiri Efendi, kesin alıcı görünmemek, kitapçıyı
şımartmamak amacıyla:
— Dağınık bir eser… Acaba tamam mı değil mi? Yazarı da Kaşgarlı adlı bir adammış… Kimdir, necidir,
belli değil… Sarı çizmeli Mehmet Ağa… Ama ne de olsa bir eserdir… Encümen on lira teklif etmiş, ben
de on beş lira veririm, der. Burhan Bey:
— Kitap benim olsaydı verirdim. Sahibi mutlaka otuz lira istiyor. Alacaksanız bir kadına iyilik etmiş
olursunuz, almayacaksanız sahibine geri vereceğim, diye söyleyince Ali Emiri Efendi.
— İşte şimdi işin şekli değişti… Bir kadına yardımcı olmak gerekir. Kabul ettim, diyerek kitabı satın
aldığını söyler ama yanında yalnızca on beş lira vardır. Hemen para bulmak üzere ayrılır ve otuz lirayı
bulup gelir ve kitabı satın alır.
Dostlarına, arkadaşlarına kitabın değerini şöyle anlatır Ali Emiri Efendi:
“Bu kitap değil, Türkistan ülkesidir… Türkistan değil bütün cihandır. Türklük, Türk dili bu kitap sayesinde
başka bir parlaklık kazanacak. Arap dilinde Seyyibuyihin kitabı ne ise bu da Türk dilinde onun kardeşidir.
Türk dilinde şimdiye kadar bunun gibi bir kitap yazılmamıştır. Bu kitaba hakiki kıymet verilmek
lazım gelse cihanın hazineleri kâfi gelmez… Bu kitapla Hz. Yusuf arasında bir benzerlik vardır. Yusuf’u
arkadaşları birkaç akçeye sattılar. Fakat sonra Mısır’da ağırlığınca cevahire satıldı. Bu kitabı da Burhan
bana otuz üç liraya sattı. Fakat ben bunu birkaç misli ağırlığında elmaslara, zümrütlere vermem.” der

Siz de Fikrinizi Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica