AİSOPOS (MÖ. 6. yüzyıl) Anadolu’da, Frigya’da doğmuş, gençliğinde uzun süre tutsak kalmıştır. Özgürlüğe kavuşunca birçok ülkeyi gezmiştir. Aisopos, fabl türünün kurucusu sayılmaktadır. Anlattığı masalların konularını, gezileri sırasında uğradığı doğu ülkelerinden aldığı sanılıyor. Fransız şairi La Fontaine, Aiso-pos’tan çok etkilenmiştir. Aisopos’un tek eseri Fabllar’dır....
Ünlü Yunan tarihçi Homeros’un büyük iki lirik destanından biri. Odyssey’de zeki kahraman Odysseus’un Truva savaşı sonrası ülkesine dönüşü sırasında karşılaştığı olaylar anlatılır, bu olaylar insanlara özgü tanrılarda olmayan zayıf yönler çerçevesinde anlatıldığı için bir bakıma Yunan mitolojisinde insanlığın öyküsü olarak da yorumlanır. Odissea’nın M.Ö. 800 ila 600 yılları arasında yazıldığı düşünülmektedir. Manzum eser İlyada’nın devamı […]...
HOMEROS (MÖ. 9. yüzyıl) Homeros’un yaşamı hakkında çok az bilgi vardır. Onun hakkındaki bazı bilgileri tarihçi Heredo-tos’tan öğreniyoruz. Homeros’un kör ve İhtiyar bir şair olduğu, oradan oraya dolaşarak şiir okuyup ekmeğini kazandığı, uzun yıllar Ege adalarında yaşadığı söylenir. Homeros’un en önemli eseri destanlarıdır, llyada ve Odysseia adlı bu destanlar, bütün Yunan kültürünün temelini oluşturmaktadır. İlk […]...
Dünya Savaşı resmen sona ermiş olmakla birlikte , Osmanlı Devleti üzerinde yarattığı etkiler tüm gücüyle devam emektedir.Savaş sonrası bir çok asker memleketlerine geri dönmüştür.Zayiatın büyüklüğü evlerine dönen erlerin çoğunun gazi oluşuyla daha da iyi anlaşılmıştır.Bu erlerden biri de Salih adlı Akşehirli bir askerdir.Memleketine döndüğünde kaybettiği kolunun acısıyla beraber , ülkenin durumunu daha acı bir şekilde […]...
Bir cümlenin içinde veya cümlelerde birden fazla sözcüğün sonlarındaki harf ve ses benzerliklerine içuyak diğer bir deyişle seci denir. Seci, düzyazıda kullanılan uyak olarak da tanımlanabilir, özellikle Divan düzyazısında seçili anlatım bir amaç sayılmıştır. (Altı çizili sözcükler seciye örnektir.) llahil Kabul senden, rssL senden. İlâhi! şifâ sendenderd senden. İlâhi! Gönlüm oduna her ne vaktınsaol […]...
Söylenen bir düşünceyi inandırıcı kılmak ve pekiştirmek amacıyla söze bir atasözü ya da özdeyiş katmaya irsal-i mesel denir. Bu sanat hayal ve duygudan çok düşünceye dayanır. Güçlendirilmek istenen düşünce kendisi ile ortak yönü olmayan bir başka düşünceyle birlikte kullanılır ve sonuçta verilen örnekle bu düşünce okuyucuya benimsetilmiş olur. İnsana sadakat yaraşır görse de ikrah Yardımcısıdır […]...
“Tedriç” sözcük anlamıyla “derecelendirme” demektir. Edebiyatta ise bir düşünceyi derece derece yükselten veya indiren bir düzen içinde sıralamaya tedriç denir. Tedriç iki türlüdür: a) Yükselen Dereceleme: Anlatımda, kavramların küçükten büyüğe, azdan çoğa doğru sıralanmasıdır. «• Geçsin günler, haftalar, aylar, mevsimler, yıllar Zaman sanki bir rüzgar ve bir su gibi aksın (Enis Behiç Koryürek) Makber (mezar), makber […]...
Sözü, okuyucunun hiç beklemediği bir biçimde bitirerek onu şaşırtma sanatına terdit de- nir. En ağır işçi benim, Gün yirmi dört saat Seni düşünüyorum. (Ümit Yaşar Oğuzcan) Görünce uzanmış yâr kucağına Boynunu dolamış zülfü bağına Kurşunu kahpeye atacağına Kendine çevirdin… Aman be Ali! (Faruk Nafiz Çamlıbel) Dişin mi ağrıyor? Çek kurtul. Başın mı ağrıyor? Bir çeyreğe […]...
“Robinson Crusoe”, İngiliz yazar Daniel Defoe tarafından 1719 yılında yazılan bir roman olup, İngiliz edebiyatının klasikleri arasında yer almaktadır. Roman, ilk kez 25 Nisan 1719’da basılmıştır ve kısa sürede popülerlik kazanmıştır. Roman, ilk kez “The Life and Strange Surprising Adventures of Robinson Crusoe” başlığıyla yayınlanmıştır. Roman, İngilizce olarak yazılmıştır ve toplamda 364 sayfadan oluşur. “Robinson […]...
Kızıl ile Kara Özeti Romanın kahramanı Julien Sorel, ihtiraslarla dolu bir karakterdir. Mevki kazanma hırsıyla yanıp tutuşan bu gururlu genç, bir keresteci olan babası tarafından hor görülür. Bu, onda devrin aristokratlarına karşı kin beslemesine sebep olur. Bir papazdan din dersleri alan Julien, daha sonra şehrin belediye başkanı Mösyö de Renal’in çocuklarına Latince dersleri vermeye başlar. […]...
1-Aile Hayatınızın Mezarını Kazmak İstemiyorsanız… Kıskançlığın zehirli dumanları bu evliliği de boğmuştu. Kadın dırdırı ile imparatoru bile evinden kaçırtmıştı. Kocaların evlerini terk etmelerinin en önemli sebebinin karılarının dırdırı olduğunu gördüm. 2-Sev ve Yaşat Karşısında kendisinde kusur arayan, kusurlarını büyüten bir kadın değil, sadece yorgun başını dinlendirmeye çalışan bir kadın bulmuştur. Karısının kendisine güvendiği bir erkek […]...
1-Mutlaka Kusur Bulacaksanız… Sekreter bu uyarıdan hiç alınmadı. Çünkü az evvel üstün bir yanı söylenmişti. İnsan övüldükten sonra, kusurunun söylenmesine tahammül edebilir. Tamamen gözden çıkarılmadığını düşünüp, rahatlar. Kusurunu düzeltecek gücü kendisinde bulabilir. Berber de traş etmeden önce, müşterisinin sakalını sabunlamaz mı? Önce övgü, sonra tenkit sonra itimat. İşte insanı öldürmeden kazanmanın formülü: ‘Çok iyisin. Şu […]...
1-Hiçbir Münakaşanın Galibi Yoktur Bir münakaşayı kazanmanın en iyi yolu, o münakaşaya hiç girmemektir. Uzun politika hayatım, bana bir gerçeği öğretti: ‘Cahil bir adamı münakaşa yoluyla mağlup etmeye imkan yoktur. 2-Kimseye Yanlış Düşündüğünü, Yanlış Bir Şekilde Söylemeyiniz Hiçbir zaman yüzde yüz isabetli davranamayacağınıza göre, niçin yanlış hareket ettiklerini başkalarının yüzüne vurup duruyorsunuz? Bir şey ispatlayacaksanız, […]...
1-Tenkit Çok Tehlikeli Bir Kıvılcımdır Yıllarca birçok cinayet işlemiş, insanları sindirerek haraca bağlamış, bir sürü soygun yapmış insanlar bile suçlu olduklarına inanmadıklarına göre, sizinle her gün görüşen insanlar, tenkitlerinizin doğru olduğunu hemen kabul edecekler midir? Sert tenkitleriniz bir işe yarayacak mıdır? Bütün tenkitler yuvalarından uçan güvercinler gibi yuvalarına dönmeye mahkumdurlar. Tenkit, insanın en çok değer […]...
1-Başkaları ile ilgileniniz. Tippy herkesi severdi. O, herkesi sevdiği için de herkes onu severdi. Psikoloji ilminin zirvelerinden Alfred Adler diyor ki: ‘Başkaları ile ilgilenmeyen insanlar hayatta daima büyük güçlüklerle karşılaşmaya mahkumdurlar’. Roosevelt, yerini Taft’a bıraktıktan sonra bir gün Beyaz Saray’ı ziyaret etmişti. Bütün görevlileri, hizmetçileri hatta mutfakta çalışan kadınları bile isimleri ile selamlamıştı. Archie Butt […]...
• Tüm dünyada Türk öğrencilerin yararlanabileceği bütün burs, staj ve öğrenim olanakları uzman bir ekip tarafından iddialı bir biçimde kitabın kapsamına alınmıştır. Dış kaynaklı bursların hemen hemen hepsi karşılıksızdır, herhangi bir mecburi hizmet yükümlülüğü yoktur ve büyük çoğunlukla da bursların verilebilmesi için bazı kişisel özelliklerin yeterli olduğundan ayrıca sınava girmek zorunluluğu da yoktur. • Önlisans […]...
KİTABIN KONUSU: Milii Mücadele Dönemi’nde Anadolu ve Rumeli’de işgal kuvvetlerinin insanlık dışı davranışlarından dolayı halkın yaşadığı acı verici olaylar. KİTABIN ÖZETİ: İnterneti daha hızlı dolaşın. Google Araç Çubuğuyla birlikte Firefox’u da alın Yazar, kaleme aldığı bu eserinde 1914-1924 yılları arasında yaşanan Milli Mücadele Dönemi’nde vukuu bulan bazı acıklı ve trajedik olayları okuyuculara […]...
KİTABIN KONUSU:Çocukluk yıllarında çok acı çekmiş bir çocuğun bu anılarının onu nasıl etkilediğini ve sonuçlarını anlatır. KİTABIN ÖZETİ : Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun belki bütün romanlarımın anahtarlarını verdiğim kitabım dediği “Anamın Kitabı”onun en önemli eserlerinden biridir. Eserde, yazar çocukluk anılarından bahsetmekte, bunu yaparken de şuuraltı tekniğinden yararlanmaktadır. İnsanın alınyazısının çocuklukta yazıldığını ve hangi yaşa girerse girsin, […]...
1. KİTABIN KONUSU: Bu roman memleketimizdeki mühim bazı hadiseleri, inkılâbımızın ne gibi tehlikeler arasından yetiştiğini anlatan yazarın olgun bir eseridir. 1923 ve 1952 yıllarını kapsar. İnkılâbımızın tehlikeleri atlatmadığı, pusuda yatan yobazların varlığı önemle vurgulanmaktadır. Roman Atatürk’ün devrimine ayak uydurayamayanları, ayak uyduranların yürüyüşe devam edemediklerini ve devam edenlerin ise ne hallere düştüklerini sergilemektedir. 2. KİTABIN […]...
1908 Meşrutiyet yılları, büyük konağın en yaşlısı Naim Efendi, İkinci Abdülhamit dönemi ileri gelenlerindendir; emekliye ayrılmıştır; temiz, titiz, dürüst ve Tanzimat efendisidir. İyi bir ev kadını olan Nefise Hanımın ölümü üzerine konağın düzeni bozulmuş, kızı Sakine Hanım işleri yönetemeyince her şey onun kocası Servet Beyin alafranga isteklerine bırakılmıştır. Bunların yirmi beş yaşlarındaki oğulları Cemal, Beyoğlu’nun […]...