www.edebiyatfakultesi.com

 

                    Türk Edebiyatı Konu Anlatımı

 

    Sayfa  1    2    3    4    5    6    7    8    9    10    11    12    13    14    15    16

8) TEŞHİS VE İNTAK (KİŞİLEŞTİRME VE KONUŞTURMA):

 

İnsana özgü niteliklerin başka varlıklara aktarılmasına, onlara kişilik kazandırılmasına “teşhis”; onların konuşturulmasına da “intak” denir. İntak sanatının bulunduğu her yerde teşhis sanatı da vardır.

                       

                        Toros dağlarının üstüne                    Batı isteyü haktan ayrıldım

                        Ay un eledi bütün gece                      Boynuz umdum kulaktan ayrıldım.

                                                                                                                      (Hârname, Şeyhi)

 

                                Masallar ve fabller, teşhis ve intak sanatına an çok rastlanan türlerdir.

                        Kurnaz tilki sesini yumuşatarak, ona

                        Dedi ki: ”Kardeşciğim artık dostuz;

                        Müjde getirdim sana in de öpüşelim;

                        Barış oldu hayvanlar arasında.”

 

9)      TENASÜP (UYGUNLUK): Bir dize, beyit ya da dörtlük içinde anlamca birbiriyle ilgili sözcükleri birarada kullanma sanatıdır.

 

                        Lâleyi sümbülü, gülü hâr almış.

                        Zevk u şevk ehlini âh u zâr almış.

 

            Bu beyitte lâle, sümbül, gül, hâr (diken) arasında ayrıca zevk, şevk ve âh, zâr   sözcükleri arasında tenasüp sanatı vardır.

 

10)  LEFF Ü NEŞR: Genellikle bir beyit içinde birinci dizede en az iki şey söyleyip, ikinci dizede bunlarla ilgili benzerlik ve karşılıkları verme sanatıdır.

 

      Bâran değil, şafak değil, ebr-i seher değil

      Gözyaşıdır, ciğer kanıdır, dâd-ı ah’tır.

 

Bu dizelerde bârana (yağmur) karşılık olarak gözyaşı, şafağa (güneşe batarkenki kızıllık) karşılık olarak ciğer kanı, ebr-i seher’e (sabah bulutu) karşılık olarak dud-ı ah (ah’ın dumanı) verilmiştir.

 

      Bağ-ı dehrin hem baharın hem hazanın görmüşüz.

      Bir neşatın da gamın da rüzgarın görmüşüz.

 

11)  TECAHÜL-İ ARİF: Bilinen bir gerçeği bir nükteye dayanarak bilmiyormuş gibi söylemektir.

 

      Göz gördü gönül sevdi seni ey yüzü mâhım

      Kurbanın olam var mı benim bunda günahım

                                                                Nahifi

 

       Ey şuh Nedima ile bir seyrin işittik

      Tenhaca varıp Göksu’ya işret var içinde

                                                                Nedim

 

Yukarıdaki dizelerde şairler kendi yaşadıkları olayları bilmiyormuş gibi sorarak tecahül-i arif sanatı yapmışlardır.

 

12)  HÜSN-İ TALİL (GÜZEL NEDENE BAĞLAMA): Herhangi bir gerçek olayın meydana gelmesini hayali ve güzel bir nedene bağlamaktır.Ancak bu nedenin kesin bir yargıya dayanması gerekir. Hüsn-i talil’de de tecâhül-i arif’te olduğu gibi gerçek bir nedeni bilmezlikten gelme gibi bir durum vardır. Hüsn-i talil’i, tecâhül-i ariften ayıran yön, gerçek bir olayın hayali nedene bağlanmasıdır.

 

      “Güzel şeyler düşünelim diye yemyeşil oldu ağaçlar”

      (İlkbaharda doğanın uyanması, ağaçların yapraklanması gibi gerçek bir olay, hayali bir nedenle açıklanmış).

 

Güller ki yüzünün renginden utandıkları için kızardılar”.

 

Niçin sık sıkbakarsın öyle mirat-ı mücellâya

Meğer sen dahi kendi hüsnüne hayran mısın kâfir

                                                                Nedim

(Mirat-ı mücellâ: Parlak ayna)

 

13)  MÜBALAĞA (ABARTMA): Bir sözün etkisini güçlendirmek amacıyla bir şeyi ya olamayacağı bir biçimde anlatmak ya da olduğundan pek çok veya pek az göstermektir.

 

      Alem sele gitti gözüm yaşından.

 

      Söyle nâz uykusuna varmış o yâr ey Bâki

      Ki cihan halki figan eylese bidâr olmaz.

 

      Merkez-i hâke atsalar da bizi

      Kürre-i arzı patlatır çıkarız.

                             Namık Kemal

 

(Yerkürenin merkezine de atsalar bizi, yerküreyi parçalar yine dışarı çıkarız).

 

14)  TEZAT (KARŞITLIK): Birbirine karşıt düşüncelerin, kavramların, duyguların bir arada kullanılmasıdır.

 

      Ne siyah eylemiş bu nasiyeyi

      Saçımı bembeyaz eden bahtım.

                             Abdülhak Hamit

(Nasiye: alın)

 

      Ne efsun-kâr imişsin âh ey didâr-ı hürriyet

      Esir-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten

                                                      Namık Kemal

(Ey özgürlük ne kadar büyüleyiciymişsin, tutsaklıktan kurtulduk ama bu kez de senin tutsağın olduk).

 

15)  TEKRİR: Sözün etksini güçlendirmek amacıyla anlamın üzerinde yoğunlaştığı sözcük ya da söz öbeklerini arka arkaya yinelemektir.

 

      Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;

      Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.

      Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;

      Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

                                                     Necip Fazıl

 

      Büyüksün ilahi büyüksün büyük

      Büyüklük yanında kalır pek küçük

                                         Ali Haydar Bey

 

 

 

    1    2    3    4    5    6    7    8    9    10    11    12    13    14    15    16

                                                                       Ana Sayfa

 

 

 

sayacım1